TCK m. 6'da tanımlanan 'kamu görevlisi' kavramı, 765 sayılı eski TCK'daki 'memur' tanımından hangi temel noktada ayrılmaktadır? Yeni tanımın getirdiği en önemli değişiklik nedir ve bu değişikliğin, örneğin bir avukatın veya bilirkişinin ceza hukuku sorumluluğuna etkisi nasıl olmuştur?
TCK m. 6/1-c'deki 'kamu görevlisi' tanımı, eski TCK'daki 'memur' tanımından temel olarak 'görülen işin niteliğini' esas almasıyla ayrılır. Eski TCK'daki tanım daha çok statüye ve idari hiyerarşiye dayalı, dar bir tanımdı. Yeni tanım ise statüden bağımsız olarak, 'kamusal faaliyetin yürütülmesine katılma'yı tek ölçüt olarak benimsemiştir. Gerekçede de belirtildiği gibi, kamusal faaliyet, Anayasa ve kanunlara göre bir hizmetin kamu adına yürütülmesidir. Bu yeni tanımın en önemli sonucu, kamu görevi ifa eden ancak klasik memur statüsünde olmayan birçok kişiyi de 'kamu görevlisi' kapsamına almasıdır. Örneğin, bir avukat, yargılamanın bir parçası olarak kamusal bir faaliyet yürüttüğü için; bir bilirkişi veya tanık, adli bir görevi yerine getirdiği için o faaliyetleri kapsamında kamu görevlisi sayılır. Bu değişikliğin sonucu olarak, bu kişilerin görevleriyle ilgili işledikleri suçlar (örn: rüşvet, görevi kötüye kullanma) artık kamu görevlisi suçları olarak nitelendirilir. Aynı şekilde, bu kişilere karşı görevleri sırasında işlenen suçlar da (örn: hakaret, mukavemet) kamu görevlisine karşı işlenmiş suç sayılır ve daha ağır cezalandırılır. Böylece, kamusal faaliyetin korunması alanı genişletilmiştir. (Bkz: TCK m. 6 ve gerekçesi)