Bir avukatın, müvekkilinin tacir olması nedeniyle kendisinin de tacir sayılıp davanın Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği yönündeki bir görevsizlik kararı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2017/6764 sayılı kararında neden bozulmuştur? Avukatlık Kanunu ve TTK'daki 'ticari iş' karinesi bu bağlamda nasıl değerlendirilmelidir?
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/14262 E., 2017/6764 K. sayılı kararında, bu görevsizlik kararı şu gerekçelerle bozulmuştur: 1) Avukatın Sıfatı: Avukatlık Kanunu m. 11, avukatlığın 'tacirlik ve esnaflık' ile birleşemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Avukatlık, bir kamu hizmeti ve serbest bir meslektir. Bu nedenle bir avukat, mesleki faaliyeti kapsamında tacir sayılamaz. 2) İşin Niteliği: TTK'ya göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya kanunda mutlak ticari dava olarak sayılması ya da taraflardan en az birinin tacir olduğu bir ticari işletmeyle ilgili olması gerekir. Avukatlık sözleşmesinden doğan vekalet ücreti alacağı, TTK'da sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Davalı tacir olsa bile, uyuşmazlığın onun 'ticari işletmesiyle ilgili' olması gerekir. Vekalet ilişkisi, şahsi bir hukuki danışmanlık veya dava takibi olabileceği gibi ticari işletmeyle de ilgili olabilir. Ancak davacı avukat tacir olmadığından ve avukatlık hizmeti kanunen ticari bir iş sayılmadığından, TTK'daki 'bir taraf için ticari olan işin diğeri için de ticari sayılacağı' karinesi burada doğrudan uygulanamaz. Yargıtay, avukatlık ücretine ilişkin davanın asliye hukuk mahkemesinin görevine girdiğine karar vererek, avukatlık mesleğinin ticari faaliyetlerden ayrı olan özel niteliğini vurgulamıştır. (Bkz: HMK m. 20, Yargıtay 13. HD, 2016/14262 E., 2017/6764 K. sayılı kararı)