Hakaret suçunda 'aleniyet' unsurunun (TCK m. 125/4) gerçekleşmesi için olay yerinde sadece başkalarının bulunması yeterli midir? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2024/14439 sayılı kararı 'aleniyet' kavramını nasıl tanımlamaktadır ve bu tanımın, 'gıyapta hakaretteki ihtilat' unsurundan farkı nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60594

Hayır, Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2024/5063 E., 2024/14439 K. sayılı kararına göre, aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde sadece birkaç kişinin bulunması yeterli değildir. Aleniyet, 'hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması' ve fiilin 'herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi' anlamına gelir. Örneğin, bir hastanenin acil servisi gibi umuma açık bir alanda işlenen hakaret aleni sayılabilirken, sadece birkaç çalışanın bulunduğu kapalı bir ofiste işlenen hakaret aleni sayılmaz. 'Aleniyet' ile 'ihtilat' arasındaki temel fark şudur: 1) Sayı: İhtilatta en az 3 kişilik belirli veya belirlenebilir bir muhatap kitlesi varken, aleniyette sayı belirsizdir ve potansiyel olarak herkes tarafından duyulabilme imkanı vardır. 2) Ortam: İhtilat özel bir ortamda da gerçekleşebilirken (örn: 3 kişiye mektup göndermek), aleniyet genellikle kamusal, herkese açık bir alanda gerçekleşir. 3) Suç Tipi: İhtilat, gıyapta hakaretin (mağdurun olmadığı ortamda) kurucu unsurudur. Aleniyet ise hem huzurda hem gıyapta işlenen hakaret suçunun cezasını artıran bir nitelikli haldir. (Bkz: or.av.tr, 'Aleniyetin söz konusu olabilmesi için...' başlıklı Yargıtay kararı)