Duruşma tutanağı, CMK m. 222'ye göre duruşmanın nasıl yapıldığının yegane ispat aracıdır ve ona karşı sadece sahtecilik iddiası yöneltilebilir. Bu hükmün, CMK m. 220'deki başlık unsurlarının eksikliğine ilişkin Yargıtay kararlarındaki 'esasa etki' ve 'mahallinde giderilebilirlik' yorumları üzerindeki etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60591

CMK m. 222, duruşma tutanağına çok güçlü bir ispat kuvveti atfeder ve ona karşı iddiaları 'sahtecilik' ile sınırlar. Bu durum, tutanağın içeriğinin doğruluğuna ilişkin bir karine oluşturur. Yargıtay, CMK m. 220'deki başlık unsurlarının eksikliğini değerlendirirken bu ilkeyi zımnen dikkate almaktadır. Eğer eksiklik, tutanağın kim tarafından düzenlendiği, ne zaman düzenlendiği gibi temel güvenilirlik unsurlarında bir şüphe veya çelişki yaratmıyorsa (örn: sadece katip isminin yazılmaması ama imzasının olması), bu durum tutanağın 'sahte' olduğu anlamına gelmez. Yargıtay bu tür eksiklikleri, tutanağın güvenilirliğine ve dolayısıyla ispat gücüne (vüsukuna) halel getirmeyen, 'esasa etkili olmayan' ve 'mahallinde giderilebilir' nitelikte şekli hatalar olarak görmektedir. Ancak eksiklik, hükmü veren heyetin kimliği konusunda tereddüt yaratacak boyuttaysa (örn: tutanağı imzalayan hakim ile başlıkta adı geçen hakimin farklı olması), bu durum artık basit bir eksiklik olmaktan çıkar ve tutanağın ispat gücünü temelden sarsar. Bu, sahtecilik iddiasına yaklaşan ve mahkemenin kanuna uygun teşekkülü (CMK m. 289/1-a) ilkesini ihlal eden bir durum olduğu için mutlak bozma nedeni sayılır. Dolayısıyla, CMK m. 222'deki ispat gücü, Yargıtay'ın eksikliğin niteliğini 'şekli/giderilebilir' veya 'esasa etkili/güven sarsıcı' olarak ayırt etmesinde temel bir rol oynar. (Bkz: Yargıtay CGK, 2012/9–167 E., 2012/225 K. sayılı kararı)