01.06.2024 tarihinde yürürlüğe giren HAGB düzenlemesi, HAGB kararı ile birlikte verilen müsadere kararlarının derhal infazını öngörmektedir (CMK m. 231/5). Metin yazarı, bu düzenlemenin Anayasa m. 35 (mülkiyet hakkı) ve İHAS m. 6 (suçsuzluk karinesi) ile çelişebileceğini savunmaktadır. Bu argümanı hukuki olarak temellendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60588

Metin yazarının argümanı şu hukuki temellere dayanmaktadır: 1) Suçsuzluk/Masumiyet Karinesi: HAGB kararı, CMK m. 231/5 uyarınca sanık hakkında 'hukuki bir sonuç doğurmayan' bir karardır. Sanık, denetim süresi sonunda kasıtlı suç işlemezse hakkındaki dava düşecek ve hiç suç işlememiş sayılacaktır. Ortada kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü ve sanığın suçluluğunun tespiti yokken, mahkumiyetin bir sonucu olan müsadere tedbirinin infaz edilmesi, kişinin suçluluğu sabit olmadan cezalandırılması anlamına gelir ve bu durum suçsuzluk karinesini (Anayasa m. 38/4, İHAS m. 6/2) ihlal eder. 2) Mülkiyet Hakkı: Müsadere, mülkiyet hakkına (Anayasa m. 35) yönelik en ağır müdahalelerden biridir. Dava sonunda düşme kararı verilmesi ihtimali varken, müsadere kararının infaz edilmesi, kişinin mülkiyet hakkını geri dönülmez bir şekilde veya büyük zorluklarla geri alabileceği bir duruma sokar. Düşme kararı verildiğinde, müsadere edilen malın iadesi veya bedelinin ödenmesi gerekecektir. Bu durum, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin 'ölçülülük' ilkesine aykırı olduğu ve kişiye aşırı bir külfet yüklediği şeklinde yorumlanabilir. Yazar, bu nedenlerle müsadere kararının infazının, hükmün açıklanıp kesinleşmesine kadar beklenmesi gerektiğini savunmaktadır. (Bkz: sen.av.tr, 'HAGB Kararı ile Verilmesi Düşünülen Müsadere Kararı' makalesi)