Resmi belgede sahtecilik suçunda 'aldatma kabiliyeti' (iğfal kabiliyeti) unsurunun tespiti kime aittir? Yargıtay'a göre bu konuda bilirkişi incelemesinin rolü ve sınırları nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60575

Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir belgedeki sahteciliğin 'aldatma kabiliyetine' sahip olup olmadığının tespiti, öncelikli olarak ve esasen yargılamayı yapan hakimin görevidir. Hakim, dosyaya sunulan belgeyi bizzat inceleyerek, sahteciliğin ilk bakışta kolayca anlaşılıp anlaşılamadığını, ortalama bir kişiyi aldatma potansiyeli taşıyıp taşımadığını değerlendirir. Yargıtay, 'Belgede sahtecilik suçunun öncelikli bilirkişisi hakimdir' diyerek bu ilkeyi vurgulamıştır. Bilirkişi incelemesi ise bu kuralın bir istisnasıdır. Hakim, belgedeki sahteciliğin teknik bir incelemeyi gerektirdiğini, çıplak gözle veya basit bir incelemeyle anlaşılamayacağını düşünürse veya tahrifat konusunda bir tereddüt yaşarsa, kendini aydınlatması ve dosyayı zenginleştirmesi amacıyla uzman bir bilirkişiden (genellikle grafoloji veya kriminal laboratuvar uzmanı) rapor alabilir. Ancak bilirkişi raporu hakimi bağlamaz. Hakimin, aldatma kabiliyeti olmadığı açıkça anlaşılan bir belge için bilirkişi raporuna dayanarak mahkumiyet kararı vermesi veya aldatma kabiliyeti bariz olan bir belge için bilirkişinin aksi yöndeki görüşüne uyarak beraat kararı vermesi hukuka aykırı olabilir. (Bkz: kadimhukuk.com.tr, 'Fiil' başlığı ve Yargıtay 11. CD, 2015/4636 E., 2017/5207 K. sayılı kararı)