TCK m. 52/4, 5275 sayılı Kanun m. 109 ve ilgili Tüzük (yeni yönetmelik) hükümleri uyarınca, adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin kararda 'hükmün kesinleşmesinden itibaren' ifadesinin kullanılmasının Yargıtay tarafından hukuka aykırı bulunmasının temel sebebi nedir? Bu ifade infaz yetkisini nasıl kısıtlamaktadır?
Yargıtay'ın istikrarlı kararlarına göre (örn: 8. CD, 2016/8643 E., 2018/81 K.; 19. CD, 2015/11790 E., 2017/6082 K.), adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin mahkeme kararında 'hükmün kesinleşmesinden itibaren' ifadesinin kullanılması hukuka aykırıdır. Bunun temel sebebi, infaz rejiminin Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülmesidir. 5275 sayılı Kanun ve ilgili yönetmelik uyarınca, kesinleşen ilam Cumhuriyet Başsavcılığı'na verilir ve savcılık, hükümlüye bir 'ödeme emri' tebliğ eder. Taksitlerin ödenme süreci bu ödeme emrinin tebliğinden sonra başlar. Mahkemenin, taksitlerin başlangıcını 'hükmün kesinleşme tarihine' bağlaması, Cumhuriyet Savcılığının ödeme emri tebliğ etme ve infazı yönetme yetkisini kısıtlamaktadır. Örneğin, karar kesinleştikten aylar sonra ödeme emri tebliğ edilirse, mahkemenin bu ifadesi nedeniyle geriye dönük birkaç taksit muaccel hale gelmiş gibi bir durum ortaya çıkabilir. Bu durum, infazda karışıklığa ve hükümlü aleyhine sonuçlara yol açabileceğinden, Yargıtay bu tür ifadelerin 'infaz yetkisini kısıtlar' nitelikte olduğunu kabul ederek bozma (veya düzelterek onama) nedeni saymaktadır. (Bkz: İnfaz Kanunu m. 109 ve ilgili Yargıtay kararları)