Bir avukatın, mahkeme kararına karşı yazdığı temyiz dilekçesinde kullandığı 'yerel mahkeme, ya geçinmenin ne demek olduğunu bilmiyor ya da ağır borç yükü altında belki de on yıllar boyunca ezilme denen olgu hakkında en küçük bir fikri yok. Yerel Mahkeme bu anlayışla başkasının cebinden adalet dağıtmaya devam ediyor.' ifadeleri, Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/1782 sayılı kararında neden TCK m. 128 kapsamındaki iddia ve savunma dokunulmazlığı içinde değerlendirilmiştir? Bu kararda AİHM içtihatlarına yapılan atfın rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60560

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, anılan ifadeleri TCK m. 128 kapsamındaki iddia ve savunma dokunulmazlığı içinde değerlendirmiştir çünkü: 1) İfadeler, bir yargı merciine sunulan temyiz dilekçesi kapsamında, yani iddia ve savunma hakkı bağlamında kullanılmıştır. 2) İfadeler, uyuşmazlık konusu olan tazminat miktarının yüksekliğine ilişkin bir eleştiri niteliğindedir ve davayla bağlantılıdır. 3) Sözler, kaba ve rahatsız edici olmakla birlikte, hakimin şahsına yönelik somut bir fiil isnadı veya sövme içermemekte, 'değer yargısı' niteliği taşımaktadır. Kararda AİHM içtihatlarına (Nikula/Finlandiya, Lesnik/Slovakya vb.) yapılan atıf kritik bir rol oynamıştır. AİHM, avukatların yargılamanın işleyişine dair yorum yapma hakkı olduğunu, eleştirilerin belirli sınırları aşmaması gerektiğini, ancak yargı mensuplarının da özellikle kamu yararını ilgilendiren konularda kendilerine yönelik eleştirilere belli bir hoşgörü göstermek zorunda olduklarını vurgulamaktadır. Yargıtay, bu içtihatlar ışığında, söz konusu ifadelerin 'ifade özgürlüğü' ve 'savunma hakkı' kapsamında kaldığını, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığını kabul etmiştir. Savunma hakkının geniş yorumlanması ve eleştiri sınırlarının siyasetçiler gibi yargı mensupları için de daha geniş tutulması gerektiği ilkesi benimsenmiştir. (Bkz: TCK m. 128, Yargıtay 18. CD, 2015/1393 E., 2015/1782 K. sayılı kararı)