Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/3649 sayılı kararında, Cumhuriyet savcısının isminin duruşma zaptı ve gerekçeli karara yazılmaması, CMK m. 220/1-c ve 232/2-b'ye aykırılık teşkil ettiği halde neden diğer bozma sebepleriyle birlikte değerlendirilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir? Bu durum, Yargıtay'ın usulü eksikliklere yaklaşımındaki tutarlılığı nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60543

Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2017/3649 sayılı kararında, C. savcısının isminin yazılmaması tek başına mutlak bir bozma sebebi olarak görülmemiştir. Kararda bu durum, davanın esasına ilişkin temel bir hata olan 'davanın süre yönünden reddine karar verilmesi' (1 numaralı bozma nedeni) ile birlikte bir 'diğer aykırılık' olarak (2 numaralı bozma nedeni) zikredilmiştir. Bu, Yargıtay'ın, hükmün esasına etkili ve daha ağır nitelikte bir bozma nedeni varken, tek başına bozma sebebi saymayabileceği usuli eksiklikleri de 'kanuna aykırılık' olarak tespit edip kararda belirttiğini gösterir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarına göre, CMK m. 289'da sayılmayan usulü aykırılıkların bozma nedeni olabilmesi için hükmün esasına etkili olması gerekir. Bu kararda, savcı isminin yokluğu esasa etkili görülmemiş olabilir ancak davanın esastan yanlış kararla bozulması zaten zorunlu olduğundan, bu usul hatası da kararda belirtilmiştir. Yargıtay'ın yaklaşımındaki tutarlılık, 'nispi hukuka aykırılıkların' tek başına hükmü bozmayabileceği, ancak esasa ilişkin bir bozma nedeni ile birleştiğinde kararda yer alabileceği yönündedir. (Bkz: Yargıtay 12. CD, 2016/1224 E., 2017/3649 K. sayılı kararı)