TCK m. 128'de düzenlenen 'iddia ve savunma dokunulmazluğu' mutlak bir hak mıdır? Bir avukatın, mahkemeye sunduğu dilekçede kullandığı ifadelerin bu dokunulmazlık kapsamında kalması için hangi koşulların varlığı aranır?
Hayır, iddia ve savunma dokunulmazlığı mutlak bir hak değildir. TCK m. 128'e göre, bu dokunulmazlığın uygulanabilmesi için iki temel koşul vardır: 1) İsnat ve değerlendirmelerin, gerçek ve somut vakıalara dayanması, 2) Uyuşmazlıkla bağlantılı olması. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/537 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu hakkın kullanılması sırasında 'ölçülülük' şartı da aranır. Yani, iddia ve savunma sınırını aşan, dava konusuyla ilgisiz ve somut bir dayanaktan yoksun hakaret içeren ifadeler bu dokunulmazlıktan yararlanamaz. Ancak Yargıtay, özellikle avukatların dilekçelerinde kullandığı sert, kaba ve rahatsız edici ifadeleri, eğer davanın esasıyla bağlantılı ise, genellikle eleştiri ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirerek TCK m. 128 korumasından faydalandırma eğilimindedir.