Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/537 E. sayılı kararında, bir avukatın reddi hakim talepli dilekçesinde hakim hakkında kullandığı 'taraflı olduğu', 'mesleki bilgi ve birikime sahip olmadığını kendisinin de kabul ettiği' gibi ifadeler neden hakaret suçu olarak kabul edilmemiştir? Bu karar, iddia ve savunma dokunulmazlığının sınırlarını nasıl çizmektedir?
YCGK'nın 2018/537 E., 2021/706 K. sayılı kararında, avukatın bu ifadeleri hakaret suçu olarak kabul edilmemiştir çünkü bu ifadeler TCK m. 128'de düzenlenen 'iddia ve savunma dokunulmazlığı' kapsamında değerlendirilmiştir. Kurul, şu gerekçelere dayanmıştır: 1) İfadelerin Bağlamı: Sözler, bir reddi hakim talebi dilekçesinde yer almaktadır ve doğrudan o davayla ve hakimin o davadaki tutumuyla ilgilidir. Dolayısıyla 'uyuşmazlıkla bağlantılı olma' şartı gerçekleşmiştir. 2) İfadelerin Niteliği: Kurul, bu ifadelerin 'nezaket dışı, kaba, rahatsız edici ve ağır eleştiri' niteliğinde olduğunu kabul etmekle birlikte, hakimin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek 'somut bir fiil veya olgu isnadı' içermediğini ve 'sövme' fiilini de oluşturmadığını belirtmiştir. İfadeler, hakimin şahsiyetine değil, mesleki tutumuna yönelik bir eleştiridir. 3) Ölçülülük: Madde gerekçesinde de belirtildiği gibi, iddia ve savunma sınırının öfke ve gazapla aşılabileceği ve bu duruma müsamaha ile bakılması gerektiği ilkesi de gözetilmiştir. Bu karar, iddia ve savunma hakkının kullanılmasında, ifadeler uyuşmazlıkla bağlantılı olduğu ve sövme veya somut bir suç isnadı niteliği taşımadığı sürece, ağır eleştiri ve kaba ifadelerin dahi dokunulmazlık kapsamında kalabileceğini göstermektedir.