5237 sayılı TCK'da, bir suçun işlenmesiyle elde edilen haksız kazancın müsaderesi düzenlenmiştir. 8. Yargı Paketi ile HAGB kararları hakkında yapılan yeni düzenleme (CMK m. 231/5) öncesinde, HAGB ile birlikte verilen müsadere kararının infaz edilip edilemeyeceği konusunda nasıl bir hukuki boşluk vardı?
8. Yargı Paketi öncesinde, CMK m. 231'de HAGB kararıyla birlikte verilen müsadere kararlarının akıbetine ilişkin açık bir hüküm bulunmuyordu. Bu durum, uygulamada ciddi bir hukuki belirsizlik ve boşluk yaratıyordu. HAGB kararı, sanık hakkında hukuki bir sonuç doğurmayan ve denetim süresi sonunda düşme ile sonuçlanabilen bir kurum olduğundan, bu karara bağlı bir müsadere hükmünün infaz edilip edilemeyeceği tartışmalıydı. Bir görüş, müsadere kararının infazı için hükmün açıklanıp kesinleşmesi gerektiğini savunuyordu, zira masumiyet karinesi gereği, henüz suçluluğu kesinleşmemiş bir kişinin mülkiyet hakkına müdahale edilemezdi. Diğer görüş ise, müsadere kararının eşyaya bağlı bir güvenlik tedbiri olduğunu ve suçun işlendiği tespit edildiği anda uygulanabileceğini ileri sürüyordu. Anayasa Mahkemesi de 01.06.2023 tarihli iptal kararında bu yasal belirsizliği, HAGB kurumunu iptal etme gerekçelerinden biri olarak göstermiştir. Bu boşluk, müsadere kararlarının infazının bekletilmesine veya farklı mahkemelerce farklı uygulamalar yapılmasına neden oluyordu.