Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/14262 E. sayılı kararında, davalının bir holding ortağı olması nedeniyle 'tacir' sıfatını taşıdığı kabul edilse bile, avukatlık ücreti alacağına ilişkin davanın neden Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına girmediği belirtilmiştir?
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 2016/14262 E., 2017/6764 K. sayılı kararında, davanın Ticaret Mahkemesi'nin görev alanına girmediği iki temel gerekçeye dayandırılmıştır: 1) Davacının Sıfatı: Davacı avukat, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1. maddesine göre bir kamu hizmeti gören serbest meslek erbabıdır. Aynı kanunun 11. maddesi, avukatlığın tacirlik ve esnaflıkla birleşemeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Bu nedenle, davacı avukatın tacir sıfatı yoktur. 2) İşin Niteliği: Bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya TTK'da sayılan mutlak ticari davalardan olması ya da taraflardan en az birinin tacir olduğu ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili bir husustan doğması gerekir (nispi ticari dava). Avukatlık hizmeti, ticari bir iş değildir. Davalının tacir olması tek başına davayı ticari dava yapmaz. Uyuşmazlık, avukatlık sözleşmesinden kaynaklanan bir vekalet ücreti alacağına ilişkindir ve bu, TTK'da düzenlenen bir ticari iş değildir. Bu nedenlerle, uyuşmazlığın çözüm yerinin genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonucuna varılmıştır.