Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikteki sözlerin, siyasi bir eleştiri bağlamında söylenmesi, hakaret suçunun oluşumunu engeller mi? Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2024/5098 E. sayılı kararı, ifade özgürlüğü ile şeref hakkı arasındaki dengeyi nasıl kurmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #60356

Siyasi eleştiri, Anayasa m. 26 ve AİHS m. 10 ile korunan ifade özgürlüğünün en geniş şekilde kullanıldığı alanlardan biridir. Siyasetçilere ve kamuoyuna mal olmuş kişilere yönelik eleştiri sınırları, sıradan vatandaşlara göre daha geniştir. Ancak bu, siyasetçilere yönelik her türlü ifadenin meşru olduğu anlamına gelmez. Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 24.12.2024 tarihli, 2024/5098 E., 2024/17671 K. sayılı kararında bu denge ele alınmıştır. Kararda, bir ifadenin hakaret suçunu oluşturabilmesi için 'açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması' gerektiği vurgulanmıştır. 'Ağır eleştiri' veya 'rahatsız edici sözler' tek başına hakaret suçunu oluşturmaz. Karara konu olayda, sanığın katılana yönelik eyleminin 'muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta bulunmayıp, siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu' kabul edilmiştir. Bu, ifadenin kişisel bir saldırıdan ziyade, siyasi faaliyetlere veya görüşlere yönelik bir eleştiri niteliği taşıması halinde, ifade özgürlüğünün şeref hakkına üstün geleceğini ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmayacağını göstermektedir.