Bir ceza davasında, sanığın eyleminin hem insan ticareti (TCK m. 80) hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (TCK m. 109) suçlarını oluşturduğu iddia edilmektedir. Bu durumda suçların içtimaı kuralları nasıl uygulanır? Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/35622 E. sayılı kararı bu konuda nasıl bir çözüm öngörmektedir?
İnsan ticareti suçu, doğası gereği mağdurun hürriyetini kısıtlayan eylemleri barındırır. Mağdurun bir yerden bir yere götürülmesi, sevk edilmesi veya barındırılması gibi eylemler, aynı zamanda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da unsurlarını içerebilir. Bu durumda, TCK'nın içtima kuralları devreye girer. Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2015/35622 E., 2016/6429 K. sayılı kararında bu ilişki net bir şekilde açıklanmıştır. Karara göre, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, insan ticareti suçunun 'unsuru' veya 'zorunlu sonucu' ise, fikri içtima (TCK m. 44) veya bileşik suç (TCK m. 42) kuralları gereğince faile sadece daha ağır cezayı gerektiren insan ticareti suçundan ceza verilir. Yani, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, insan ticareti suçunun içinde erir ve bu suçtan ayrıca ceza verilmez. Kararda, 'kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ise insan ticareti suçunun unsuru olduğu, bu nedenle ayrıca ceza verilemeyeceği' açıkça belirtilmiştir. Ancak, eğer hürriyetten yoksun kılma eylemi, insan ticareti suçunun unsurlarını aşan, bağımsız bir haksızlık içeriğine sahipse, o zaman gerçek içtima kuralları uygulanarak her iki suçtan da ayrı ayrı ceza verilebilir.