Hakaret suçunda (TCK m. 125) 'beddua' niteliğindeki sözler neden suç kapsamında değerlendirilmemektedir? Bu konudaki temel hukuki ayrım nedir?
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte 'somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi' veya 'sövmek' suretiyle saldırıda bulunulması gerekir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve doktrin, 'beddua' niteliğindeki sözleri bu kapsamda değerlendirmez. Beddua, bir kişinin başına kötü bir şey gelmesini temenni etme, ilenme anlamı taşır. Örneğin, 'Allah belanı versin', 'inşallah kaza yaparsın' gibi ifadeler, kişinin onur ve saygınlığına yönelik somut bir isnat veya sövme eylemi içermez. Bunlar, kişinin şahsiyetine yönelik aşağılayıcı bir değer yargısı değil, geleceğe yönelik kötü bir dilektir. Temel hukuki ayrım, ifadenin kişinin mevcut onur ve saygınlığını mı hedef aldığı, yoksa gelecekte başına bir kötülük gelmesini mi dilediği noktasındadır. Beddualar ikinci kategoriye girdiği için hakaret suçunun maddi unsurunu oluşturmazlar.