TCK Madde 20(2)'ye göre tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak TCK Madde 309(3) 'Bu maddede tanımlanan suçların (Anayasayı ihlal) işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.' demektedir. Bu iki hüküm arasında bir çelişki var mıdır? Yargıtay 16. CD, E:2017/1443 K:2017/4758 sayılı kararı bu konuya nasıl bir ışık tutar?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #58971

Hayır, bir çelişki yoktur. TCK Madde 20(2) zaten 'Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.' diyerek istisnayı belirtmektedir. TCK Madde 309(3) de tam olarak bu istisnayı düzenlemektedir; yani Anayasayı ihlal suçu bir tüzel kişinin organları/temsilcileri aracılığıyla ve tüzel kişi yararına işlenirse, tüzel kişiye ceza verilmese de ona özgü güvenlik tedbirleri (TCK Madde 60'da belirtilenler gibi, örneğin iznin iptali veya müsadere) uygulanabilir. Yargıtay 16. CD'nin kararında da Anayasayı ihlal suçunun (TCK 309) işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunacağı belirtilmiştir, bu da TCK 20(2)'deki istisnanın bir uygulamasıdır. Ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi, tüzel kişilere 'ceza' verilmesini engeller, ancak 'güvenlik tedbiri' uygulanmasını engellemez.