Meşru savunma (TCK m.25) ile haksız tahrik (TCK m.29) kurumları arasındaki temel ayrım, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/380 sayılı kararındaki olgu ve değerlendirmeler ışığında nasıl açıklanabilir?
Temel ayrım, failin eylemdeki amacında ve psikolojik durumunda yatmaktadır. Meşru savunma, devam eden haksız bir saldırıyı orantılı bir şekilde defetme (savunma) zorunluluğu ile işlenir. Haksız tahrikte ise fail, haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında, savunma amacından ziyade, bu hiddetle bir suç işler. YCGK kararında sanığın, saldırıyı defetme amacını aşarak, öfkeye kapılıp doğrudan öldürme kastıyla hareket etmesi, eylemi meşru savunma kapsamından çıkarıp haksız tahrik kapsamına sokan temel unsur olarak görülmüştür. (Kaynak: kasten-oldurme-sucunda-mesru-savunma, YCGK E.2018/291 K.2018/380, TCK m.25, m.29)