Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2018/380 sayılı kararında, sanığın eyleminin neden meşru savunma (TCK m.25) veya meşru savunmada sınırın aşılması (TCK m.27) kapsamında değerlendirilmeyip haksız tahrik altında kasten öldürme (TCK m.81, m.29) olarak kabul edildiğini açıklayınız.
Yargıtay CGK, sanığın maktul tarafından sözlü tehdit edildikten sonra, henüz kendisine yönelmiş fiili bir saldırı olmamasına rağmen av tüfeğini alıp beklemesini, maktul gelince siper almasını ve maktulü öldürücü bölgeden vurduktan sonra yerde etkisiz haldeyken dipçikle vurmaya devam etmesini dikkate almıştır. Kurul, bu davranışların 'saldırıyı orantılı biçimde defetme zorunluluğu' ile hareket etmediğini, aksine öfkeye kapılarak doğrudan öldürme amacıyla hareket ettiğini değerlendirmiştir. Bu nedenle, meşru savunma için gerekli olan 'saldırı ile savunma arasında oran' ve 'savunma zorunluluğu' şartlarının oluşmadığı, dolayısıyla eylemin haksız tahrik altında kasten öldürme suçunu oluşturduğu sonucuna varmıştır. (Kaynak: kasten-oldurme-sucunda-mesru-savunma, YCGK E.2018/291 K.2018/380, TCK m.25, m.27, m.29, m.81)