Anayasa Mahkemesi, seri muhakeme ve basit yargılama usullerinin geriye yürümesine ilişkin iptal kararlarında 'kesinleşmiş dosyalar' bakımından lehe uygulama yolunu kapatmıştır. Bu durumun, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesi ve TCK m. 7/2 ile yarattığı potansiyel çelişkiyi açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #58585

Potansiyel çelişki şudur: TCK m. 7/2, 'failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur' diyerek, lehe kanunun kesinleşmiş hükümler açısından dahi uygulanacağını amirdir. 5275 sayılı Kanun'un 98. maddesi de bu ilkenin nasıl uygulanacağını düzenler ve hükmü veren mahkemeden uyarlama kararı istenmesini öngörür. AYM, seri muhakeme ve basit yargılama usullerinin 'ceza miktarını etkilediği' için maddi ceza hukuku niteliği taşıdığını ve lehe kanun kapsamında olduğunu kabul etmiştir. Bu durumda, mantıksal olarak, bu lehe kuralların da TCK m. 7/2 ve 5275 S.K. m. 98 uyarınca 'kesinleşmiş dosyalardaki' hükümlüler için de uygulanması gerekirdi. Ancak AYM, 'sanık' ile 'hükümlü'nün hukuki statüsünün farklı olduğunu belirterek, kesinleşmiş dosyalar için lehe uygulama yolunu kapatmıştır. Makale yazarının da eleştirdiği bu durum, AYM'nin kendi kabul ettiği 'maddi ceza hukuku niteliği' tespiti ile, bu tespitin doğal sonucu olması gereken 'kesinleşmiş dosyalara da uygulanma' kuralı arasında bir çelişki yaratmaktadır.