8. Yargı Paketi taslağında temyiz parasal sınırının 581.000 TL'ye çıkarılması, Anayasa Mahkemesi'nin 'konusu beş yüz seksen bir bin Türk lirasının altında kalan ancak davaya konu miktar itibarıyla önemsiz sayılamayacak davalar' ifadesiyle çelişir mi? Bu iki düzenleme arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
İlk bakışta bir çelişki gibi görünse de, aslında iki düzenleme birbiriyle ilişkilidir ve AYM kararının ruhuna uygundur. Anayasa Mahkemesi (E.2023/36, K.2023/142), 581.000 TL'lik (o dönemdeki yeniden değerlenmiş sınır) bir sınırın kendiliğinden Anayasa'ya aykırı olmadığını, ancak bu sınırın altında kalıp da ilk kez istinafta aleyhe karar verilen davaların denetimsiz kalmasının sorunlu olduğunu belirtmiştir. 8. Yargı Paketi taslağı tam da bunu yapmaktadır: Bir yandan, genel temyiz sınırını Danıştay'ın iş yükünü azaltmak amacıyla 581.000 TL olarak belirlemekte (Taslak m.15, İYUK m.46(b)), diğer yandan AYM'nin işaret ettiği sorunu çözmek için, bu sınırın altında (171.000 TL-581.000 TL arası) olup da 'istinafta kaldırma kararı üzerine yeniden karar verilen' davalar için özel bir temyiz yolu ihdas etmektedir (Taslak m.15, İYUK m.46(c)). Dolayısıyla, taslak genel bir kural olarak yüksek sınırı benimserken, AYM'nin 'hakkın denetlenmesi' açısından sorunlu gördüğü özel durum için bir istisna getirerek denge kurmaktadır. Bu nedenle bir çelişki değil, AYM kararına uyum çabası söz konusudur.