YCGK'nın 2018/380 K. sayılı kararında, sanığın eylemi haksız tahrik altında kasten öldürme olarak kabul edilirken, Daire kararının bozulma gerekçesi 'haksız tahrik indiriminin makul oranda yapılmaması'dır. 'Makul oran' kavramının, TCK m. 29'daki 'ağır' veya 'basit' haksız tahrik ayrımıyla ilişkisini ve mahkemenin bu konudaki takdir yetkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #58501

TCK m. 29, haksız tahrik indiriminin oranını (1/4'ten 3/4'e kadar) belirlerken, hakime geniş bir takdir yetkisi tanımıştır. Uygulamada ve doktrinde, haksız fiilin niteliğine, ağırlığına ve fail üzerindeki etkisine göre bir 'ağır haksız tahrik' ve 'basit haksız tahrik' ayrımı yapılır. Ağır haksız tahrik durumlarında indirim üst sınıra (3/4'e) yakın, basit haksız tahrik durumlarında ise alt sınıra (1/4'e) yakın uygulanır. 'Makul oran' kavramı, mahkemenin bu takdir yetkisini kullanırken, somut olayın özellikleriyle (maktulün haksız fiilinin ağırlığı, sanığın durumu vb.) orantılı, adil ve gerekçeli bir indirim oranı belirlemesi gerektiğini ifade eder. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin asgari hadden (en düşük orandan) indirim yapmasını, maktulden gelen söz ve davranışların ulaştığı boyut (silahla geri gelme tehdidi vb.) dikkate alındığında, 'oluşa uygun düşmeyen' ve 'makul olmayan' bir indirim olarak görmüş ve bu nedenle kararı bozmuştur. Bu, mahkemenin takdir yetkisinin keyfi değil, makul ve gerekçeli olması gerektiğini gösteren bir denetimdir.