Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 24.05.2019 tarihli ve 2019/3 K. sayılı kararının gerekçesinde, kısmi ıslahın 'ek dava yoluyla elde edilebilecek haklara, mevcut dava içerisinde, daha basit, daha az masrafla ve daha kısa süre içerisinde kavuşma olanağı tanıyan' bir yol olduğu belirtilmiştir. Bu tespitin, 'usul ekonomisi ilkesi' açısından anlamını açıklayınız.
Bu tespit, YİBGK'nın kısmi ıslahı, katı bir şekilcilikle değil, 'usul ekonomisi ilkesi' (HMK m. 30) merceğinden yorumladığını göstermektedir. Usul ekonomisi ilkesi, yargılamanın makul sürede, gereksiz masraf yapılmadan ve basit bir şekilde yürütülmesini amaçlar. Eğer kısmi davada faiz talebi olmasına rağmen, ıslahla artırılan kısım için yeniden faiz talep etme zorunluluğu getirilseydi, bu durum davacıyı ya yeni (ek) bir dava açmaya ya da ıslah dilekçesinde şekli bir tekrar yapmaya zorlayacaktı. Her iki durum da yargılamayı karmaşıklaştırır, uzatır ve masrafları artırırdı. YİBGK, kısmi ıslahı, ek davanın getireceği bu külfetlerden davacıyı kurtaran pratik bir alternatif olarak görerek, mevcut dava içinde hakkın daha kolay ve hızlı bir şekilde elde edilmesini sağlayan bir araç olarak yorumlamıştır. Bu yorum, doğrudan doğruya Anayasa'nın 141. maddesinde de güvence altına alınan usul ekonomisi ilkesinin hayata geçirilmesidir.