Dava dilekçesinde belirtilmeyen bir alacak kaleminin sonradan ıslah yoluyla istenip istenemeyeceği konusundaki farklı Yargıtay kararları (HGK 2017/265 ve 9. HD 2021/185) hangi temel usul hukuku ilkeleri etrafında şekillenmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #58412

Farklı kararlar, 'usul işlemlerinin düzeltilmesi' ilkesi ile 'usul ekonomisi' ilkesi arasındaki dengede farklı noktalarda durmaları nedeniyle şekillenmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun (K. 2017/265) katı görüşü, ıslahın 'mevcut bir usul işlemini düzeltme' aracı olduğu ilkesine dayanır. Bu görüşe göre, dava dilekçesinde hiç var olmayan bir talep, 'düzeltilecek' bir işlem olmadığından ıslahın konusu olamaz; bu, yeni bir dava açmayı gerektirir. Bu yaklaşım, iddianın genişletilmesi yasağının şekli sınırlarına sıkı sıkıya bağlıdır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin (K. 2021/185) esnek görüşü ise, 'usul ekonomisi' ilkesini ön plana çıkarır. Bu görüşe göre, davacıyı aynı hukuki ilişkiden doğan bir başka alacak için yeni bir dava açmaya zorlamak, yargılamayı uzatır ve masrafları artırır. Mevcut dava içinde, harcı yatırılarak bu talebin de ileri sürülmesine izin vermek, adalete daha hızlı ve daha az masrafla ulaşmayı sağlar. Bu iki farklı yaklaşım, ıslah kurumunun amacının dar (sadece düzeltme) mı yoksa geniş (usul ekonomisi dahil) mi yorumlanacağı konusundaki temel uyuşmazlıktan kaynaklanmaktadır.