Bir sanık hakkında asliye ceza mahkemesinde kasten yaralama suçundan dava açılmış ve sorgusu yapılmıştır. Kanun yolu incelemesinde eylemin kasten öldürmeye teşebbüs olduğu ve görevli mahkemenin ağır ceza mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Makale yazarının savunduğu görüşe göre, dava zamanaşımı süresinin kesilmesi açısından hangi sorgu esas alınmalıdır ve bu yorumun 'sanığın makul sürede yargılanma hakkı' ile ilişkisi nedir?
Makale yazarının savunduğu görüşe göre, dava zamanaşımını kesme açısından asliye ceza mahkemesinde yapılan ilk sorgu esas alınmalıdır. Yazarın bu görüşünün temelinde, görev hatasının yargı merciinden kaynaklandığı ve bu hatanın olumsuz sonucunun (zamanaşımı süresinin fiilen uzaması) sanığa yükletilemeyeceği düşüncesi yatmaktadır. Eğer ilk sorgunun zamanaşımını kesmediği kabul edilir ve sadece ağır ceza mahkemesindeki ikinci sorgunun kestiği varsayılırsa, iki sorgu arasında geçen süre zamanaşımının işlemesini durdurmuş gibi bir sonuç doğuracak, bu da sanık aleyhine olacaktır. Bu durum, sanığın yargılamasının gereksiz yere uzamasına ve belirsizlik içinde kalmasına neden olarak 'makul sürede yargılanma hakkını' (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) ihlal edebilir. Yazar, sanık lehine yorum ilkesi ve adil yargılanma hakkı gereği, zamanaşımını kesme etkisinin ilk geçerli usul işlemi olan ilk sorguyla başladığını savunmaktadır.