CMK m. 7'de yer alan 'Yenilenmesi mümkün olmayanların dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür' hükmü, görevsiz mahkemece yapılan sanık sorgusunun dava zamanaşımını (TCK m. 67) kesme etkisini nasıl etkiler? Yargıtay'ın bu konudaki yaklaşımını ve makale yazarının eleştirisini analiz ediniz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu (2010/2-136 E., 2010/229 K. sayılı kararda), CMK m. 7 yürürlüğe girdikten sonra, görevsiz mahkemece yapılan ifade alma işleminin 'sorgu' olarak kabul edilemeyeceğini ve dolayısıyla zamanaşımını kesmeyeceğini, zamanaşımını kesen sorgunun ancak görevli mahkemece yapılan sorgu olacağını benimsemiştir. Makale yazarı bu yaklaşıma katılmamaktadır. Yazara göre, Yargıtay'ın da kabul ettiği gibi CMK m. 7'deki 'hükümsüzlük' bir 'yokluk' hali değildir ve ileriye etkilidir. Görevsiz mahkeme sorguyu yaptığı anda, görevsizlik kararı henüz verilmediği için işlem o an itibarıyla geçerlidir ve zamanaşımını keser. Sonradan verilen görevsizlik kararı, bu kesme etkisini geriye dönük olarak ortadan kaldırmamalıdır. Aksi takdirde, yargı makamının görev hatasının olumsuz sonucu (zamanaşımı süresinin uzaması), 'makul sürede yargılanma hakkı' aleyhine olacak şekilde sanığa yüklenmiş olur. Yazar, bu nedenle ilk sorgunun zamanaşımını kesmesi gerektiğini, görevli mahkemenin yapacağı ikinci sorgunun ise yeniden zamanaşımını keseceğini, ancak sanık lehine yorum ilkesi gereği tüm sürenin hesabında ilk sorgunun esas alınması gerektiğini savunmaktadır.