Bir ceza soruşturması kapsamında malvarlığına el konulan kişinin, mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesinde, kendisine 'etkin bir biçimde savunma ve itirazlarını ortaya koyabilme olanağının tanınması' güvencesi ne anlama gelmektedir? Hasan Turgut kararında bu güvencenin sağlanamadığı nasıl tespit edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #58374

Bu güvence, mülk sahibinin, elkoyma kararının hukuka aykırı, keyfî veya orantısız olduğuna dair iddialarını, bu iddiaları ciddiyetle inceleyip gerekçeli bir kararla yanıtlayacak bir yargısal makam önüne getirebilmesi anlamına gelir. Sadece şekli bir itiraz hakkının tanınması yeterli değildir; itirazın esastan incelenmesi ve kararların ilgili ve yeterli gerekçe içermesi gerekir. Hasan Turgut kararında (B. No: 2018/1058), bu güvencenin sağlanamadığı şu şekilde tespit edilmiştir: Gerek ilk elkoyma kararı, gerekse itirazı reddeden karar, başvurucunun kişisel durumuyla ilgili somut bir değerlendirme yapmamış, genel ve kalıp ifadelerle (örneğin 'örgüt faaliyetleri kapsamında mal edindiği', 'usul ve yasaya uygun olduğu') yetinmiştir. Başvurucunun eylemleriyle malvarlığı arasında spesifik bir bağ kurulmamış, itiraz dilekçesindeki argümanlar gerekçeli bir şekilde karşılanmamıştır. Bu durum, itiraz hakkının fiilen etkisiz hale geldiğini ve usuli güvencelerin sağlanmadığını göstermektedir. (§§ 59-61)