Ticareti terk suçu (İİK m. 337/a) kapsamında, borçlunun 'alacaklının zarar görmediğini ispat etmesi' halinde cezalandırılmayacağı düzenlenmiştir. Bu durum, ceza hukukundaki ispat yükü kuralları açısından nasıl bir özellik arz etmektedir ve bu suçun faili kimler olabilir?
Bu düzenleme, ceza hukukundaki genel kural olan 'ispat yükünün iddia makamında (savcılık/şikayetçi) olması' ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesine bir istisna getirerek, ispat yükünü sanığa (borçluya) yüklemesi açısından özellik arz etmektedir. Burada, borçlunun ticareti terk etme gibi kanunda sayılan seçimlik hareketleri yapmasıyla suçun maddi unsuru oluşmakta, ancak borçlu, bu eylemlerinden alacaklının bir zarar görmediğini ispat ederek cezadan kurtulabilmektedir. Bu, bir nevi 'negatif ispat' yükümlülüğüdür. Suçun faili ise, Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği gibi (CGK, 2021/200 E., 2021/669 K.), Türk Ticaret Kanunu anlamında 'tacir' sıfatına sahip olan gerçek veya tüzel kişi yetkilileri olabilir. Kanun, 'ticareti terk eden tacir' ifadesini kullanmak suretiyle failin niteliğini özgülemiş, yani bu suçu 'özgü suç' olarak düzenlemiştir.