Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazında, sanığın eyleminin neden TCK m. 27/2 kapsamında 'mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaşla' sınırın aşılması olarak değerlendirilmesi ve sanığa ceza verilmemesi gerektiği ileri sürülmüştür. Başsavcılığın bu talebini, YCGK'nın nihai kararındaki 'haksız tahrik' nitelemesiyle karşılaştırınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #58352

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, sanığın kendisine yönelen ve tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı defetme zorunluluğu altında eyleme başladığını, ancak 'orantı' koşulunu mazur görülebilecek bir heyecan, korku ve telaşla ihlal ettiğini savunmuştur. Bu nedenle sanık hakkında TCK m. 27/2 uygulanarak ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etmiştir. Başsavcılığın bu yorumu, sanığın eyleminin temelinde meşru bir savunma durumu olduğunu kabul etmekte, ancak orantının mazur görülebilir bir nedenle aşıldığını vurgulamaktadır. YCGK'nın nihai kararı ise, olayın başlangıcından itibaren sanığın hareketlerini bir savunma reaksiyonu olarak değil, öfkeye kapılarak maktulü öldürme kastıyla işlenmiş bir eylem olarak nitelendirmiştir. Aradaki temel fark; Başsavcılığın eylemin kökenini 'savunma zorunluluğu'nda, YCGK'nın ise 'öldürme kastı ve öfke'de görmesidir. Başsavcılık, sanığın psikolojik durumunu (korku, telaş) ön plana çıkarırken; YCGK, sanığın objektif davranışlarını (hazırlanma, hayati bölgeye ateş etme, saldırı sonrası şiddete devam etme) esas alarak haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği sonucuna varmıştır.