AYM'nin seri muhakeme ve basit yargılama usullerinin geriye yürümesine ilişkin iptal kararlarında, 'kesinleşmiş dosyalar' bakımından bir istisna tutulmasının, Anayasa'nın 10. maddesindeki 'eşitlik' ilkesi açısından yarattığı çelişkiyi, yazarın makaledeki eleştirileri doğrultusunda analiz ediniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #58347

Makalenin yazarına göre bu durum bir çelişki yaratmaktadır. AYM, 'kesinleşmiş dosyalar' bakımından, sanık ile hükümlünün hukuki statülerinin farklı olduğunu, bu nedenle farklı muamele görmelerinin eşitlik ilkesini ihlal etmeyeceğini belirtmiştir (AYM, 2020/81 E., 2021/4 K.). Ancak yazar, bu ayrımın keyfi olduğunu savunmaktadır. Çünkü bir dosyanın kesinleşip kesinleşmemesi, yargılamanın hızı gibi sanığın kontrolü dışındaki faktörlere bağlı olabilir. Yazar, TCK m.7/2 uyarınca maddi ceza hukukundaki lehe değişiklikler hükümlüler için dahi uygulanırken, maddi sonuçlar doğuran bu usul kurallarının hükümlüler açısından uygulanmamasının 'eşitlik' ve 'suçta ve cezada kanunilik' ilkeleriyle bağdaşmadığını ileri sürmektedir. Kovuşturma aşamasındaki bir sanıkla, dosyası yeni kesinleşmiş bir hükümlü arasında, lehe bir kanundan yararlanma açısından haklı bir neden olmaksızın ayrım yapılması, adalet ve eşitlik duygusunu zedelemektedir.