Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2016/7721 K. sayılı kararında, talep konusu bononun tanzim tarihi (20.09.2010) dikkate alınarak, ihtiyati haciz talebindeki yetki itirazının 1086 sayılı HUMK'un 22. maddesine göre çözümlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu durum, HMK'nın hangi temel ilkesinin bir sonucudur ve bu ilke ne anlama gelmektedir?
Bu durum, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 448. maddesinde düzenlenen 'zaman bakımından uygulama' ilkesinin bir sonucudur. Bu ilke, 'derhal uygulama' ve 'tamamlanmış işlemlere eski kanunun uygulanması' prensiplerini içerir. **HMK m. 448:** 'Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır.' Bu ilkenin anlamı şudur: 1. **Derhal Uygulama:** Bir kanun yürürlüğe girdiğinde, o andan itibaren yapılacak tüm usul işlemlerine (dava açma, cevap verme, delil sunma vb.) yeni kanun (HMK) hükümleri uygulanır. Bu kuralın temelidir. 2. **Tamamlanmış İşlemlere Etkisizlik (İstisna):** Ancak, yeni kanun yürürlüğe girmeden önce, eski kanun (1086 sayılı HUMK) zamanında yapılmış ve hukuken 'tamamlanmış' olan usuli işlemler, geçerliliklerini korurlar. Yeni kanun, geriye yürüyerek bu tamamlanmış işlemlerin geçerliliğini etkilemez. Bu, hukuki güvenlik ve kazanılmış haklara saygı ilkesinin bir gereğidir. Yargıtay kararındaki olayda: - Talep konusu bono, 20.09.2010 tarihinde, yani HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihinden önce düzenlenmiştir. - Bonoda yer alan 'yetki şartı' (yetki sözleşmesi), bononun tanzim edilmesiyle birlikte, o tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'un 22. maddesine göre kurulmuş ve 'tamamlanmış bir hukuki işlem' haline gelmiştir. Yargıtay, bu nedenle, bu yetki sözleşmesinin geçerliliğinin, yapıldığı tarihteki kanun olan HUMK m. 22'ye göre değerlendirilmesi gerektiğine karar vermiştir. HUMK m. 22, tacir olup olmama ayrımı yapmaksızın yetki sözleşmesine izin verirken, HMK m. 17 bu imkanı kural olarak tacirler ve kamu tüzel kişileri ile sınırlandırmıştır. Yargıtay, tamamlanmış bir işlem olan yetki sözleşmesine yeni kanunun daha daraltıcı hükmünün uygulanamayacağını, eski kanun hükmünün geçerliliğini koruduğunu belirterek, HMK m. 448'i doğru bir şekilde uygulamıştır.