YHGK'nın 2017/1426 K. sayılı kararında, Yüksek Hakem Kurulu'nun (YHK) toplu iş uyuşmazlığını dosya üzerinden incelediği, ancak gerekli gördüğünde tarafları ve ilgilileri dinleyebileceği belirtilmektedir. YHK'nın bu inceleme usulü, bir 'yargılama faaliyeti' olarak nitelendirilebilir mi? YHK'nın delil toplama yetkisinin, bir mahkemenin delil toplama yetkisinden farkları nelerdir?
Hayır, YHK'nın inceleme usulü, bir 'yargılama faaliyeti' olarak nitelendirilemez. YHK, bir mahkeme değil, anayasal ve yasal olarak TİS uyuşmazlıklarını çözmekle görevlendirilmiş, idari niteliği ağır basan özel bir 'tahkim' kuruludur. **Yargılama Faaliyetinden Farkları:** 1. **Niteliği:** Yargılama faaliyeti, bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından, hukuki bir uyuşmazlığın kanunda belirtilen usul kurallarına (HMK, CMK) göre çözümlenerek kesin hükümle sonuçlandırılmasıdır. YHK'nın yapısı (tarafların temsilcilerinin de yer alması) ve işleyişi, tam bir yargısal bağımsızlık ve tarafsızlık görüntüsü vermez. Faaliyeti, bir hukuki uyuşmazlığı çözmekten çok, tarafların anlaşamadığı TİS hükümlerini 'oluşturmak' ve 'belirlemektir'. Bu, yargısal bir faaliyetten çok, 'kural koyucu' bir faaliyettir. 2. **Kararın Niteliği:** YHK'nın kararı, 'TİS hükmündedir'. Yani, taraflar için bağlayıcı bir norm (sözleşme) yaratır. Oysa mahkeme kararı, bir hukuki durumu tespit eder veya bir hakkın yerine getirilmesini emreder. **Delil Toplama Yetkisindeki Farklar:** Metinde, YHK'nın taraflardan ve ilgililerden 'her türlü bilgi ve belgeyi isteyebileceği', ilgilileri 'çağırıp dinleyebileceği' ve bu kişiler hakkında tanık ve bilirkişilere ilişkin hükümlerin uygulanacağı belirtilmiştir. Bu, YHK'ya geniş bir bilgi toplama yetkisi tanır. Ancak bu yetki, bir mahkemenin delil toplama yetkisinden şu noktalarda ayrılır: - **Zorlayıcı Güç:** Mahkemeler, delillerin sunulması veya tanıkların gelmesi için zorlayıcı tedbirlere (zorla getirme, disiplin hapsi vb.) başvurabilir. YHK'nın bu türden doğrudan bir zorlayıcı gücü yoktur. Kanun, ilgililerin 'bilgi ve belge vermekle yükümlü' olduğunu belirtse de, bu yükümlülüğün müeyyidesi mahkemelerdeki kadar kesin değildir. - **Delillerin Değerlendirilmesi:** Mahkeme, delilleri 'serbestçe' takdir eder (HMK m. 198) ve bu değerlendirmesini gerekçelendirmek zorundadır. YHK'nın delil değerlendirme süreci, daha çok tarafların ekonomik ve sosyal durumlarını, işin niteliğini ve hakkaniyeti gözeterek bir 'denge bulma' esasına dayanır. Bu, katı bir hukuki ispat faaliyetinden farklıdır. - **Usuli Güvenceler:** Mahkemelerdeki delil toplama süreci, hukuki dinlenilme hakkı, delillerin tartışılması gibi katı usuli güvencelere tabidir. YHK'nın incelemesi ise daha çok 'dosya üzerinden' ve daha esnek bir usulle yapılır. Sonuç olarak, YHK'nın bilgi ve belge toplama yetkisi, bir uyuşmazlığı çözmek için gerekli verileri elde etmeye yönelik idari bir 'araştırma ve inceleme' yetkisidir; bir mahkemenin yürüttüğü 'yargısal delil toplama faaliyeti' ile aynı nitelikte değildir.