Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/151 K. sayılı kararında, usulüne uygun iddianame tebliğ edilmeyen sanık hakkında zorla getirme kararı çıkarılması ve savunma hakkı kısıtlanarak sorgusunun yapılması, 6763 sayılı Kanun ile değişik TCK m. 75 uyarınca 'önödeme' kapsamına giren bir suçta nasıl bir sonuç doğurur? Usuli hata, önödeme kurumunun uygulanmasını engeller mi?
Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/2645 E., 2018/151 K. sayılı kararında, sanık hakkında yapılan yargılamada iki temel hata tespit edilmiştir: Birincisi, sonradan önödeme kapsamına giren bir suçta lehe kanun değerlendirmesi yapılmaması; ikincisi ise savunma hakkının kısıtlanmasıdır. Bu iki hata birbiriyle bağlantılıdır. **Usuli Hatanın Önödeme Kurumuna Etkisi:** Savunma hakkının kısıtlanması gibi temel bir usuli hata, yargılamanın esasına ilişkin verilecek tüm kararları sakatlar. Mahkemenin, sanığa usulüne uygun olarak iddianameyi tebliğ edip savunma hakkını tanıdıktan sonra, suçun hukuki niteliğini ve uygulanacak kanun hükümlerini değerlendirmesi gerekir. Sanığın savunması alınmadan veya savunma hakkı kısıtlanarak yapılan bir yargılamada, önödeme gibi sanık lehine olan bir kurumun uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması dahi usulen eksik bir temel üzerinde ilerler. Ancak, Yargıtay'ın kararındaki sıralama, lehe olan kanun değişikliğinin önceliğini göstermektedir. 6763 sayılı Kanun ile TCK m. 75'te yapılan değişiklikle, kararda konu edilen 1163 sayılı Kanun'a aykırılık suçu 'önödeme' kapsamına alınmıştır. Lehe kanun olan bu değişikliğin derhal uygulanması gerekir. Önödeme, muhakeme şartı niteliğindedir. Mahkemenin, yargılamaya devam etmeden önce, sanığa önödeme teklifinde bulunması, sanığın bu teklifi kabul edip ödemeyi yapması halinde ise kamu davasının düşmesine karar vermesi gerekir (TCK m. 75). **Sonuç:** Usuli hata (savunma hakkının kısıtlanması), tek başına bir bozma nedenidir. Ancak, suçun önödeme kapsamına girmesi, daha öncelikli ve esasa etkili bir bozma nedenidir. Çünkü önödeme kurumu işletildiğinde, yargılamanın esasına girilmesine ve dolayısıyla savunma hakkının tartışılmasına gerek kalmayabilir. Yargıtay'ın bozma kararının anlamı şudur: Mahkeme, öncelikle TCK m. 75'teki lehe değişikliği uygulamalı ve sanığa önödeme teklif etmelidir. Eğer sanık önödemede bulunmaz ve yargılamaya devam edilmesi gerekirse, o zaman başlangıçtaki usul hatasını (savunma hakkının kısıtlanması) gidermeli, yani sanığa usulüne uygun tebligat yaparak ve CMK m. 190/2'deki hakkını hatırlatarak yeniden savunmasını almalı ve ondan sonra hüküm kurmalıdır.