Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2024/13332 K. sayılı kararında, 'arabuluculuk sistemi, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve feshin sonuçlarına ilişkin muhasebe işlemlerinin yapılması için bir araç olarak kullanılamaz' denilmektedir. Bu ifadeden hareketle, arabuluculuk kurumunun kötüye kullanılması olarak nitelendirilebilecek uygulamalara örnekler veriniz ve bu tür belgelerin hukuki geçerliliği ne olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57947

Yargıtay'ın bu ifadesi, arabuluculuk kurumunun amacından saptırılarak, işçinin haklarını bertaraf etmeye yönelik bir mekanizmaya dönüştürülmesine karşı önemli bir uyarıdır. Bu ifadeden hareketle, arabuluculuk kurumunun kötüye kullanılması olarak nitelendirilebilecek uygulamalara şu örnekler verilebilir: 1. **Fesih Öncesi Anlaşma:** İşveren, işçiyi işten çıkarmadan önce, ileride doğacak kıdem, ihbar tazminatı gibi alacakları için 'ihtiyari arabuluculuk' başlatır ve işçiye belirli bir miktar ödeme karşılığında tüm haklarından feragat ettiğine dair bir anlaşma belgesi imzalatır. Kararda eleştirilen temel uygulama budur. 2. **Uyuşmazlık Olmadan Anlaşma:** İşçi, örneğin fazla mesai alacağı için hiçbir talepte bulunmamışken veya aralarında bu konuda bir uyuşmazlık çıkmamışken, işverenin tek taraflı olarak belirlediği bir miktar üzerinden arabuluculuk süreci başlatması ve 'fazla mesai alacağı kalmamıştır' şeklinde bir anlaşma belgesi düzenletmesi. 3. **İstifa Dilekçesi ile Birlikte Arabuluculuk:** İşveren, işçiden istifa dilekçesi alırken, aynı gün veya çok yakın bir tarihte, sanki bir uyuşmazlık varmış gibi arabulucuya başvurarak, işçinin hiçbir alacağı kalmadığına dair bir anlaşma tutanağı imzalatması. **Bu Tür Belgelerin Hukuki Geçerliliği:** Yargıtay'ın kararına göre, bu tür belgeler, kanuna uygun bir arabuluculuk faaliyeti sonucunda ortaya çıkmadıkları için, 6325 sayılı Kanun'un 18. maddesi anlamında 'ilam niteliğinde belge' veya 'üzerinde anlaşılan hususlarda dava açılamayacağı' sonucunu doğuran geçerli bir 'arabuluculuk anlaşma belgesi' olarak kabul edilemez. Bu belgelerin hukuki akıbeti, somut olayın özelliklerine göre, adi bir 'borçlar hukuku sözleşmesi' olarak değerlendirilerek belirlenir. İşçilik alacaklarına ilişkin oldukları için de bu belgelerin geçerliliği, doğrudan 6098 sayılı TBK'nın 420. maddesindeki ibranamelere ilişkin emredici hükümlere göre denetlenir. Bu belgeler; - İş sözleşmesi devam ederken veya fesihle aynı gün düzenlendiği için 'bir aylık bekleme süresi' şartını ihlal ettiğinden, - Genellikle alacakların türü ve miktarını açıkça belirtmediğinden, - Ödemeler noksansız ve banka kanalıyla yapılmadığından, 'kesin olarak hükümsüz' sayılır. Yapılan ödemeler ise en fazla 'makbuz' hükmünde kabul edilir.