CMK m. 277'de düzenlenen 'yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs' suçu, 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonrası sadece 'görülmekte olan bir dava' sırasında işlenebilir hale gelmiştir. Bu durum, Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2016/3671 K. sayılı kararında nasıl yorumlanmıştır? Soruşturma aşamasında tanığı etkilemeye yönelik bir eylem, bu değişiklik sonrası hangi suç kapsamında değerlendirilebilir?
Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2015/4193 E., 2016/3671 K. sayılı kararında, 6545 sayılı Kanun ile TCK m. 277'de yapılan değişiklik son derece net bir şekilde yorumlanmıştır. Karara göre, madde metninden 'veya yapılmakta olan bir soruşturmada' ibaresinin çıkarılmasıyla birlikte, bu suç artık sadece 'görülmekte olan bir dava' aşamasında, yani iddianamenin kabulünden sonraki kovuşturma evresinde işlenebilir. Sanığın eylemi, soruşturma aşamasında tanığı etkilemeye yönelik olduğu için, Yargıtay bu eylemin TCK m. 277 açısından 'suç unsurlarının oluşmadığına' ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesinin bozmayı gerektirdiğine hükmetmiştir. Bu değişiklik sonrası, 'soruşturma aşamasında' bir tanığı, hukuka aykırı beyanda bulunması için etkilemeye yönelik eylemlerin hukuki niteliği değişmiştir. Bu tür bir eylem, artık TCK m. 277 kapsamında değil, koşulları varsa diğer suçlar kapsamında değerlendirilmelidir: 1. **Yalan Tanıklığa Azmettirme (TCK m. 272 yollamasıyla TCK m. 38):** Eğer failin eylemi sonucunda, tanık soruşturma aşamasında (örneğin savcılıkta veya sulh ceza hakimliğinde) yalan beyanda bulunursa, fail 'yalan tanıklığa azmettirme' suçundan sorumlu tutulabilir. Eğer tanık yalan beyanda bulunmazsa, eylem 'azmettirmeye teşebbüs' aşamasında kalabilir. 2. **Suçluyu Kayırma (TCK m. 283) veya Suç Delillerini Yok Etme, Gizleme veya Değiştirme (TCK m. 281) Suçlarına Teşebbüs/Azmettirme:** Failin amacı, tanığı etkileyerek bir suçun delillerini gizlemek veya bir suçlunun yakalanmasını engellemek ise, eylemin niteliğine göre bu suçlara azmettirme veya iştirak hükümleri gündeme gelebilir. 3. **Tehdit (TCK m. 106) veya Cebir (TCK m. 108):** Eğer tanığı etkileme eylemi, tehdit veya cebir kullanılarak gerçekleştirilmişse, bu eylemler bağımsız olarak tehdit veya kasten yaralama gibi suçları oluşturur. Sonuç olarak, 6545 sayılı Kanun değişikliği, soruşturma aşamasındaki etkileme eylemlerini TCK m. 277'nin kapsamı dışına çıkarmış, bu tür eylemlerin TCK'daki diğer genel veya özel suç tanımları çerçevesinde değerlendirilmesi zorunluluğunu doğurmuştur.