Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/4949 K. sayılı kararında, sanığın hakime yönelik sözlerinin TCK m. 277'yi değil, TCK m. 106'daki tehdit suçunu oluşturacağı belirtilmiştir. Bir sözün 'yargı görevi yapanı etkilemeye teşebbüs' mü yoksa 'tehdit' mi sayılacağının ayrımında, failin 'amacı' nasıl bir rol oynar? Her tehdit, aynı zamanda etkilemeye teşebbüs anlamına gelir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57938

Hayır, yargı görevi yapana yönelik her tehdit, otomatik olarak TCK m. 277'deki etkilemeye teşebbüs suçunu oluşturmaz. Bu iki suç arasındaki ayrımda, failin 'amacı (özel kastı)' belirleyici bir rol oynar. **Ayrım Kriteri: Failin Amacı** - **Tehdit Suçu (TCK m. 106):** Bu suçta failin amacı, mağduru (somut olayda hakimi) korkutmak, onda bir endişe veya panik hali yaratmaktır. Fail, mağdura ileride bir kötülük yapacağını (sürmek, zarar vermek vb.) bildirerek onun iç huzurunu bozmayı hedefler. Eylemin odak noktası, mağdurun şahsına yönelmiş bir kötülük bildirimdir. - **Yargı Görevi Yapanı Etkilemeye Teşebbüs Suçu (TCK m. 277):** Bu suçta ise failin amacı, sadece korkutmak değil, bu korkutma eylemini bir 'araç' olarak kullanarak, 'görülmekte olan bir davada belirli bir sonuca ulaşmaktır'. TCK m. 277, failin 'gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla' hareket etmesini, yani yargılamanın sonucuna müdahale etme özel kastını arar. **Somut Olay ve Yargıtay Kararının Analizi:** Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2015/3874 E., 2015/4949 K. sayılı kararında sanık, kendisinden yazı ve imza örneği alınmasına tepki olarak hakime '...sizi Şırnak, Hakkari'ye sürerler, sabrımı taşırma...' şeklinde sözler söylemiştir. Yargıtay bu eylemi değerlendirirken, sanığın kastının, görülmekte olan itirazın iptali davasının sonucunu kendi lehine çevirmek veya gerçeği engellemek olmadığına kanaat getirmiştir. Sanığın kastının, o anki duruma duyduğu öfke ve tepkiyle, hakimi şahsen korkutmaya ve tehdit etmeye yönelik olduğu kabul edilmiştir. Yani eylem, yargısal bir sonuca değil, doğrudan hakimin şahsına yöneliktir. Bu nedenle Yargıtay, TCK m. 277'nin özel kast unsurunun oluşmadığını, eylemin sadece TCK m. 106'daki (tahrik altında işlenen) tehdit suçunu oluşturacağını belirtmiştir. Eğer sanık, 'Eğer davayı aleyhime sonuçlandırırsan seni sürdürürüm' deseydi, bu durumda tehdit, doğrudan yargısal bir sonuca bağlandığı için TCK m. 277'nin uygulanması gündeme gelecekti.