AYM, Hicret Aksoy kararında, gözaltı ve tutuklama tedbirinin hukuka aykırılığını tespit ederken, başvurucuya hükmedilen maddi ve manevi tazminatın yeniden yargılama yapılmak üzere derece mahkemesine gönderilmesi yerine, doğrudan kendisi manevi tazminata hükmetmiştir. AYM'nin bu 'doğrudan tazminata hükmetme' yetkisini kullanmasının usul ekonomisi açısından gerekçesi nedir? (AYM Kararı, § 75)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57929

Anayasa Mahkemesi (AYM), tespit ettiği ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmak için kural olarak 'yeniden yargılama yapılmasına' karar verir ve dosyayı ilgili derece mahkemesine gönderir (6216 sayılı Kanun m. 50). Ancak bazı durumlarda, yeniden yargılamada hukuki yarar görmeyerek, ihlalin sonuçlarını gidermek için doğrudan tazminata hükmedebilir. Hicret Aksoy kararında AYM'nin bu yolu tercih etmesinin usul ekonomisi açısından temel gerekçesi, yeniden yargılamanın gereksiz bir formaliteye dönüşecek olmasıdır. Kararın 75. paragrafında bu durum şu şekilde açıklanmıştır: AYM, gözaltı ve tutuklama işleminin hukuka aykırı olduğunu (ölçüsüz olduğunu) tespit etmiş ve ihlal sonucuna, derece mahkemesinin bu hukuka aykırılığı dikkate almayarak 'yetersiz tazminat' ödemesi nedeniyle ulaşmıştır. Bu durumda, dosya yeniden yargılama için derece mahkemesine gönderilirse, derece mahkemesinin yapacağı tek şey, AYM'nin ihlal kararının gerekçesini ve emsal kararlarını dikkate alarak, daha önce hükmettiği tazminat miktarını yükseltmek olacaktır. Derece mahkemesinin yeniden bir delil toplaması, tanık dinlemesi veya olayın esasını yeniden araştırması gibi bir durum söz konusu değildir. Bu süreç, yargılamayı uzatacak ve taraflar için ek masraf ve zaman kaybına yol açacaktır. AYM, bu tür durumlarda, yani ihlalin giderilmesinin sadece tazminat miktarının yeniden belirlenmesinden ibaret olduğu hallerde, usul ekonomisi ilkesi gereği, yeniden yargılama yolunu işletmek yerine, doğrudan kendisi uygun bir manevi tazminat miktarı belirleyerek ihlalin sonuçlarını ortadan kaldırmayı tercih etmektedir. Bu, hem başvurucunun hakkına daha hızlı kavuşmasını sağlar hem de yargı sisteminin gereksiz yere meşgul edilmesini önler. AYM'nin maddi tazminat talebini ise, bu konuda bir belge sunulmadığı için reddetmesi, maddi zararın ispatının derece mahkemesinin görev alanına girdiğini ve bunun için bir yargılama gerektiğini göstermektedir.