Bir işçi, işverenin baskısıyla, gerçekte almadığı bir kıdem tazminatı için 'aldım' şeklinde bir ibraname imzalamıştır. Daha sonra açtığı alacak davasında işveren, ibranameye dayanarak borcun sona erdiğini savunmuştur. İşçi, isticvap sırasında mahkemenin davetine mazeretsiz olarak gelmemiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2023/4175 K. sayılı kararına göre, işçinin isticvaba gelmemesi, ibranamenin geçerli olduğunun ikrarı anlamına gelir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57924

Hayır, işçinin isticvaba gelmemesi, ibranamenin 'geçerli' olduğunun ikrarı anlamına gelmez. Ancak, ibranameye ekli olan ödeme belgesindeki (tediye makbuzu) miktar kadar ödemenin yapıldığının ikrarı anlamına gelebilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2023/4756 E., 2023/4175 K. sayılı kararındaki mantık bu ayrım üzerine kuruludur. 1. **İbranamenin Geçerliliği Hukuki Bir Sorundur:** Bir ibranamenin geçerli olup olmadığı, TBK m. 420'de sayılan objektif şartları (yazılı şekil, 1 ay bekleme süresi, banka kanalıyla ödeme vb.) taşıyıp taşımadığına ilişkin bir 'hukuki sorundur'. HMK m. 169'a göre isticvabın konusu ise, davanın temelini oluşturan 'vakıalar' ve onunla ilişkili hususlardır. Bir belgenin hukuken geçerli olup olmadığı bir 'vakıa' değil, 'hukuki niteleme'dir. Tarafların veya mahkemenin bir belgeye 'geçerlidir' demesi, onu hukuken geçerli kılmaz. Geçerlilik, kanunun emredici kurallarına uygunluğa bağlıdır. Bu nedenle, işçinin isticvaba gelmemesi, kanunen kesin hükümsüz olan bir ibranamenin geçerli olduğunun ikrarı sonucunu doğuramaz. 2. **Ödemenin Yapıldığı Vakıasının İkrarı:** Ancak, ibranamede belirli bir miktar paranın 'elden alındığına' dair bir beyan varsa ve bu durum bir tediye makbuzu gibi bir belgeyle destekleniyorsa, 'paranın alınıp alınmadığı' bir 'vakıa'dır. Mahkeme, işçiyi bu vakıayı (parayı elden alıp almadığını) açıklığa kavuşturmak için isticvaba davet edebilir. İşçi, usulüne uygun davete rağmen mazeretsiz olarak gelmezse, HMK m. 171/2 uyarınca, sorulan vakıayı, yani 'parayı elden aldığı' vakıasını ikrar etmiş sayılır. **Sonuç:** Yargıtay kararında da belirtildiği gibi, isticvaba gelmeyen davacı, ibranamenin TBK m. 420 karşısındaki 'geçersizliğini' ikrar etmiş sayılmaz. Mahkeme, ibranamenin geçerliliğini kanuni şartlara göre re'sen değerlendirir. Ancak davacı, isticvap konusu olan 'parayı aldığı' vakıasını ikrar etmiş sayılacağından, mahkeme yapılan bu ödemeyi 'makbuz' olarak kabul edip, hesaplanacak toplam alacaktan mahsup ederek kalan bakiye alacağa hükmetmelidir. Bu, isticvabın 'vakıalara' ilişkin olması ile 'hukuki nitelemeye' ilişkin olmaması arasındaki önemli farkı ortaya koyar.