HMK m. 209/1, adi bir senetteki imza veya yazı inkar edildiğinde senedin bir işleme esas alınamayacağını belirtirken, Konya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/11 K. sayılı kararında takibe konu bono hakkında açılan ceza davası nedeniyle takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin daha sonra benimsediği içtihat (2014/9313 E. sayılı karar) ışığında, ceza davasının varlığının tek başına icra takibini durdurma gerekçesi olamayacağı kabul edilmiştir. Bu içtihat değişikliğinin ardındaki temel hukuki argümanlar nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57922

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin, ceza davasının varlığının tek başına icra takibini durdurma gerekçesi olamayacağı yönündeki içtihat değişikliğinin ardında yatan temel hukuki argümanlar şunlardır: 1. **İcra ve İflas Hukukunun Özel ve Şekli Niteliği:** İcra ve İflas Kanunu (İİK), takip hukukuna ilişkin özel usul kuralları içeren bir kanundur. Kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip, alacaklının alacağına hızlı bir şekilde kavuşmasını amaçlayan, süratli ve şekli bir takip yoludur. Bu özel takip yolunda itirazlar, süreleri ve inceleme usulleri İİK'da (m. 167-170) sınırlı olarak sayılmıştır. 2. **Ceza ve Hukuk Yargılamasının Bağımsızlığı İlkesi:** Ceza yargılaması ile hukuk (ve icra) yargılaması birbirinden bağımsızdır ('ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine etkisi'ne ilişkin TBK m. 74'teki kural saklı kalmak kaydıyla). Bir fiilin ceza hukuku açısından suç teşkil edip etmediğine ilişkin yürütülen bir ceza davası, aynı fiile dayanan bir alacağın icra takibini kendiliğinden etkilemez veya durdurmaz. Hukuk hakimi, ceza davasının sonucunu beklemek zorunda değildir (bekletici mesele yapma zorunluluğu yoktur). 3. **Genel Hüküm-Özel Hüküm İlişkisi:** Yargıtay'ın yeni içtihadı, İİK'daki itiraz ve inceleme usullerinin 'özel hüküm' niteliğinde olduğunu ve bu özel hükümler varken, HMK'daki 'genel hüküm' olan m. 209'un icra takiplerinde doğrudan uygulanamayacağını esas almıştır. Daire, imza inkarı dışındaki sahtelik iddialarının da (yazıda sahtelik, tahrifat vb.) bir 'borca itiraz' olduğunu ve İİK m. 169/a'daki prosedüre tabi olması gerektiğini kabul etmiştir. Bu prosedür ise takibi kendiliğinden durdurmamaktadır. 4. **Menfaaler Dengesi ve Kötüye Kullanmanın Önlenmesi:** Eğer her sahtelik iddiası ve açılan her ceza davası, icra takibini kendiliğinden durdursaydı, bu durum kötü niyetli borçlular tarafından takipleri sonuçsuz bırakmak için bir araç olarak kullanılabilirdi. Alacaklı, uzun süren ceza davası boyunca alacağına kavuşamaz ve bu sırada borçlu mallarını kaçırabilirdi. Yargıtay, bu içtihat değişikliği ile alacaklının haklarını koruma ve takip hukukunun etkinliğini sağlama yönünde bir menfaatler dengesi kurmuştur. Borçlunun sahtelik iddiası ciddiyse, takibi durdurmak için İİK m. 72 uyarınca menfi tespit davası açıp teminat karşılığında ihtiyati tedbir kararı alma yolu her zaman açıktır.