5188 sayılı Kanun'un 7. maddesi özel güvenlik görevlilerine belirli yetkiler tanımaktadır. Bu yetkilerin kullanılması sırasında üçüncü bir kişiye zarar verilmesi halinde, işveren özel güvenlik şirketinin hukuki sorumluluğu hangi esaslara göre belirlenir? Bu durumu, TBK'daki 'adam çalıştıranın sorumluluğu' (TBK m. 66) hükümleri çerçevesinde analiz ediniz.
Özel güvenlik görevlisinin, 5188 sayılı Kanun'da sayılan yetkilerini kullanırken üçüncü bir kişiye zarar vermesi halinde, işveren özel güvenlik şirketinin sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 66. maddesinde düzenlenen 'adam çalıştıranın sorumluluğu' esasına göre belirlenir. Bu, bir 'kusursuz sorumluluk' halidir. Analiz şu şekildedir: 1. **Sorumluluğun Şartları (TBK m. 66/1):** İşveren şirketin sorumlu tutulabilmesi için şu şartların bir arada bulunması gerekir: * **İstihdam İlişkisi:** Zararı veren özel güvenlik görevlisi ile şirket arasında bir hizmet (iş) sözleşmesine dayalı istihdam ilişkisi bulunmalıdır. * **Zararın Görev Sırasında Verilmesi:** Zarar, güvenlik görevlisinin 'işini gördüğü sırada' veya 'işiyle ilgili olarak' meydana gelmelidir. Görevlinin tamamen kişisel bir nedenle, göreviyle ilgisiz bir zamanda ve yerde verdiği zarar, işverenin sorumluluğunu doğurmaz. * **Hukuka Aykırı Fiil:** Güvenlik görevlisinin eylemi, üçüncü kişiye zarar veren hukuka aykırı bir fiil (haksız fiil) niteliğinde olmalıdır. Örneğin, orantısız güç kullanımı sonucu yaralama, haksız yere alıkoyma gibi. * **İlliyet Bağı:** Üçüncü kişinin uğradığı zarar ile güvenlik görevlisinin hukuka aykırı fiili arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. 2. **Kusursuz Sorumluluk:** Bu şartlar gerçekleştiğinde, işveren şirket, kendi bir 'kusuru' olmasa dahi, çalıştırdığı görevlinin verdiği zarardan sorumlu olur. Sorumluluğun temelinde, başkasının emeğinden yararlananın, onun yaratabileceği risklere de katlanması gerektiği düşüncesi yatar. 3. **Kurtuluş Kanıtı (TBK m. 66/2):** İşveren şirket, bu sorumluluktan ancak bir 'kurtuluş kanıtı' getirerek kurtulabilir. Bunun için, 'çalışanı seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, denetim ve gözetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini' ispat etmek zorundadır. Özel güvenlik gibi riskli bir alanda, işverenin bu özen yükümlülüğü daha da ağırdır. İşverenin, görevliye gerekli mesleki eğitimi verdiğini, yetkilerini ve sınırlarını öğrettiğini, denetlediğini ispatlaması gerekir. Bu ispat oldukça zordur, bu nedenle adam çalıştıranın sorumluluğu, uygulamada ağırlaştırılmış bir kusursuz sorumluluk olarak işler. Sonuç olarak, zarar gören üçüncü kişi, doğrudan zararı veren güvenlik görevlisine veya kusursuz sorumluluk esasına dayanarak işveren şirkete ya da her ikisine birlikte (müteselsil sorumluluk) başvurarak zararının tazminini talep edebilir.