AYM, Hicret Aksoy kararında, gözaltı ve tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 15. maddesi (Temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının durdurulması) kapsamında incelenmesine gerek görmemiştir. Bu kararın gerekçesi nedir? Olağanüstü hal döneminde işlendiği iddia edilen bir suçla ilgili uygulanan koruma tedbirlerinin, her zaman olağanüstü hal rejimine tabi bir tedbir olarak kabul edilmemesinin ardındaki ilke nedir?
AYM'nin, Hicret Aksoy kararında Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında bir inceleme yapmamasının temel gerekçesi, başvurucuya uygulanan gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin, olağanüstü hâl (OHAL) döneminde çıkarılan kanun hükmünde kararnamelere (KHK) dayalı 'olağanüstü bir tedbir' olmaması, aksine her zaman yürürlükte olan genel kanun hükümlerine (CMK m. 91 ve 100) dayanmasıdır (§ 44). Bu kararın ardındaki ilke şudur: Bir suçun OHAL döneminde işlenmesi veya OHAL ilanına neden olan olaylarla (karardaki gibi FETÖ/PDY soruşturmaları) bağlantılı olması, o suçla ilgili uygulanan her türlü koruma tedbirini otomatik olarak bir 'olağanüstü hal tedbiri' haline getirmez. Bir tedbirin Anayasa m. 15 kapsamında değerlendirilebilmesi için, o tedbirin kendisinin ya bir OHAL KHK'sı ile düzenlenmiş olması ya da normal zamanlarda anayasal güvencelere aykırı olan ancak OHAL'in gerektirdiği özel bir uygulama olması gerekir. Hicret Aksoy olayında; - **Gözaltı ve Tutuklama Kararları:** Başvurucu, CMK'nın 91. (gözaltı) ve 100. (tutuklama) maddelerine dayanılarak gözaltına alınmış ve tutuklanmıştır. - **Değişmeyen Mevzuat:** Bu maddeler, OHAL döneminde değiştirilmemiş, yani olağan ceza muhakemesi rejiminin bir parçası olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. - **OHAL KHK'larının Uygulanmaması:** Başvurucu hakkında, örneğin gözaltı süresini uzatan veya avukatla görüşmeyi kısıtlayan özel OHAL KHK'ları hükümleri uygulanmamıştır. AYM, tedbirlerin dayanağının olağan dönem mevzuatı olduğunu ve uygulamada da olağanüstü bir usul izlenmediğini tespit ettiği için, denetimini Anayasa'nın 19. maddesindeki genel güvenceler çerçevesinde yapmış ve Anayasa m. 15'in uygulanmasına gerek görmemiştir. Bu, OHAL döneminde dahi, devletin eylemlerinin kural olarak olağan hukuk rejimine tabi olduğu ve ancak açıkça olağanüstü bir tedbire başvurulduğunda Anayasa m. 15'in devreye gireceği ilkesini teyit etmektedir.