CMK m. 152 ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 38/b uyarınca, aralarında menfaat çatışması bulunan şüpheli veya sanıkların aynı müdafi tarafından temsil edilmesi yasaklanmıştır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2010/1250 K. sayılı kararında, birbirini suçlayan iki kardeşin aynı müdafii ile temsil edilmesi neden bir bozma nedeni olarak kabul edilmiştir? Bu durumun savunma hakkına etkisi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57903

Aralarında menfaat çatışması bulunan sanıkların aynı müdafi tarafından temsil edilmesi, savunma hakkının (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) özünü zedeleyen ve adil yargılanma hakkını ihlal eden temel bir usul hatasıdır. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2008/9961 E., 2010/1250 K. sayılı kararında bu durumun bozma nedeni sayılmasının temel gerekçeleri şunlardır: 1. **Etkili Savunma Hakkının İhlali:** Müdafiin görevi, temsil ettiği sanığın lehine olan tüm hususları ileri sürmek ve onu en etkili şekilde savunmaktır. Birbirini suçlayan iki sanık (karardaki gibi birinin azmettiren, diğerinin fail olduğunu iddia etmesi) söz konusu olduğunda, müdafi bir sanığı savunurken zorunlu olarak diğer sanığın aleyhine hareket etmek durumunda kalacaktır. Örneğin, bir sanığın masumiyetini ispatlamaya çalışmak, suçu diğer sanığın işlediğini iddia etmeyi gerektirebilir. Bu durumda müdafi, her iki sanığın da haklarını aynı anda ve tam olarak koruyamaz. Birinin lehine yapacağı her hamle, diğerinin aleyhine olacaktır. Bu, 'etkili bir hukuki yardımdan' yararlanma hakkını ortadan kaldırır. 2. **Müdafiin Mesleki Yükümlülüğü ve Bağımsızlığı:** Avukatlık Kanunu m. 38/b, avukatın aynı işte menfaati zıt olan tarafların avukatlığını yapmasını yasaklar. Bu, avukatın mesleki bağımsızlığını ve müvekkiline olan sadakat yükümlülüğünü korumayı amaçlar. Menfaat çatışması olan bir durumda avukat, hangi müvekkiline karşı sadık olacağı ikilemiyle karşı karşıya kalır ve görevini layıkıyla yerine getiremez. 3. **Adil Yargılanma Hakkının Zedelenmesi:** Savunma, yargılamanın sacayaklarından biridir. Savunma makamında yaşanan böylesi temel bir çatışma, tüm yargılamanın adilliğine gölge düşürür. Sanıklar, kendilerini tam ve çekincesiz bir şekilde savunacak bir müdafiin yardımından mahrum kalmış olurlar. Bu nedenlerle, Yargıtay, menfaat çatışması durumunu tespit ettiğinde, sanıkların savunma hakkının kısıtlandığına ve bunun da 1412 sayılı CMUK m. 308 uyarınca mutlak bir bozma nedeni olduğuna karar vermektedir. Mahkemenin yapması gereken, menfaat çatışmasını fark ettiği anda, sanıklardan biri için yeni bir müdafi görevlendirilmesini sağlamaktır.