HMK m. 209, adi bir senetteki imza veya yazının inkarı halinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar senedin herhangi bir işleme esas alınamayacağını belirtmektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2016/31754 E. sayılı kararında bu hükmün kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipteki etkisi nasıl değerlendirilmiştir? Bu içtihat değişikliğinin ardındaki mantık nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57886

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2016/31754 E., 2018/3908 K. sayılı kararında, daha önceki içtihadından dönerek HMK m. 209'un icra takiplerinde, özellikle kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takipte doğrudan uygulanmayacağına karar vermiştir. Bu içtihat değişikliğinin ardındaki mantık şöyledir: 1. **Özel Kanun - Genel Kanun İlişkisi:** İcra ve İflas Kanunu (İİK), icra takip hukuku açısından Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (HMK) göre özel kanun niteliğindedir. İİK'da bir konuda özel bir düzenleme varken, genel kanun olan HMK'nın ilgili hükmü uygulanamaz. 2. **İİK'daki Özel Düzenlemeler:** Kambiyo senedine dayalı takipte imzaya itiraz İİK m. 170'te, borca itiraz (yazıda sahtelik iddiası da bu kapsamdadır) ise İİK m. 169/a'da özel olarak düzenlenmiştir. İİK m. 170/1 uyarınca imzaya itiraz, satıştan başka icra takip işlemlerini durdurmaz. Mahkeme ancak geçici durdurma kararı verebilir (İİK m. 170/2). Yargıtay, yazıda sahtelik iddiasının da bir 'borca itiraz' olduğunu ve bu konunun da İİK'da düzenlendiğini belirterek, HMK m. 209'un bu yönden de uygulanma alanı olmadığı görüşünü benimsemiştir. 3. **İcra Mahkemesinin Niteliği:** İcra mahkemesi, takip hukuku bakımından sınırlı yetkili bir mahkemedir ve kararları kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Sahtelik iddiası gibi genel mahkemelerin görev alanına giren bir konuda açılan davayı bekletici mesele yapamaz ve kendiliğinden takibi durduramaz. Sonuç olarak Yargıtay, HMK m. 209'daki 'herhangi bir işleme esas alınamaz' ifadesinin, genel mahkemelerde görülen davalarda o senedin delil olarak kullanılamayacağı anlamına geldiğini, ancak İİK'da özel hükümlerle düzenlenen icra takibini kendiliğinden durdurma etkisi olmadığını içtihat etmiştir. Borçlunun takibi durdurabilmesi için İİK m. 72 kapsamında bir menfi tespit davası açıp mahkemeden ihtiyati tedbir kararı alması gerekmektedir.