TCK m. 277'de düzenlenen suçun unsurları arasında 'gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla' hareket etme şartı yer almaktadır. Bu, suçun oluşumu için 'özel kast' arandığı anlamına mı gelir? Sanığın, mahkeme hakimini tehdit ederkenki amacının sadece hakime duyduğu kişisel husumet olması, ancak eyleminin objektif olarak yargılamayı etkileme potansiyeli taşıması durumunda suç oluşur mu?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57877

Evet, TCK m. 277'nin kanuni tanımında yer alan 'gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek veya bir haksızlık oluşturmak amacıyla' ifadesi, bu suçun oluşumu için 'özel kast' (amaç veya saik) arandığını göstermektedir. Failin, sadece genel kastla, yani eyleminin (baskı, tehdit, iltimas) sonuçlarını bilerek ve isteyerek hareket etmesi yeterli değildir. Aynı zamanda bu eylemi, belirli bir amaca ulaşmak için gerçekleştirmesi gerekir. Bu özel kastın iki seçimlik unsurdan oluştuğu görülmektedir: 1. **Gerçeğin Ortaya Çıkmasını Engelleme Amacı:** Fail, eylemiyle maddi gerçeğin mahkeme tarafından tespit edilmesini önlemeyi, delilleri saptırmayı veya gerçeğe aykırı bir karara ulaşılmasını sağlamayı amaçlamalıdır. 2. **Bir Haksızlık Oluşturma Amacı:** Fail, davanın taraflarından birinin lehine veya aleyhine, hukuka ve hakkaniyete aykırı bir sonuç (haksız bir mahkumiyet, haksız bir beraat, haksız bir tazminat vb.) doğurmayı hedeflemelidir. Soruda belirtilen senaryoda, sanığın temel amacının (saikinin) hakime karşı duyduğu kişisel husumet olması durumunda suçun oluşup oluşmayacağı, bu özel kastın varlığına bağlıdır. Eğer sanık, sadece hakimi küçük düşürmek, ona olan öfkesini göstermek veya onu korkutmak amacıyla, yargılamanın sonucuyla ilgilenmeksizin tehdit etmişse, TCK m. 277'deki özel kast unsuru gerçekleşmemiş olur. Bu durumda, eylem TCK m. 277'yi değil, sadece TCK m. 106'daki tehdit suçunu (görevi nedeniyle kamu görevlisine karşı işlendiği için nitelikli halini) oluşturur. Çünkü failin amacı yargılamayı etkilemek değil, kişisel bir hınç almaktır. Ancak, sanık kişisel husumetinin yanı sıra, bu tehdit eylemiyle aynı zamanda hakimin korkarak kendi lehine bir karar vermesini veya aleyhine olacak bir işlemden kaçınmasını da amaçlamışsa, yani eylemin arkasında yargılamanın sonucuna yönelik bir 'amaç' da varsa, o zaman TCK m. 277'nin özel kast unsuru gerçekleşmiş olur. Bu durumda, eylem hem tehdit hem de TCK m. 277 suçunu oluşturacağından, TCK m. 277/2'deki özel içtima kuralı gereğince yargı görevi yapanı etkileme suçundan verilecek ceza artırılır. Sonuç olarak, eylemin objektif olarak yargılamayı etkileme potansiyeli taşıması tek başına yeterli değildir; failin bu özel amaca sahip olduğunun da (niyetinin) dosya kapsamındaki delillerle ispatlanması gerekir.