İş hukuku ve trafik hukuku, ibranamelerin iptali için özel düzenlemeler içermektedir (TBK m. 420 ve KTK m. 111). Genel hüküm olan TBK m. 132'deki 'şekle bağlı olmaksızın' ibra yapılabileceği kuralına rağmen, bu özel kanunlarda neden bu kadar katı şekil ve süre şartları öngörülmüştür? Bu durumun ardındaki 'zayıf tarafı koruma' ilkesini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57875

TBK m. 132'deki genel kural, borç ilişkilerinde tarafların eşit konumda olduğu varsayımına dayanır ve 'sözleşme serbestisi' ilkesini yansıtır. Ancak, bazı özel borç ilişkilerinde taraflar arasında belirgin bir güç dengesizliği vardır. Kanun koyucu, bu dengesizliği gidermek ve 'zayıf olan tarafı korumak' amacıyla, genel kuraldan ayrılarak özel ve emredici hükümler getirmiştir. İbranameler için TBK m. 420 ve KTK m. 111'de öngörülen katı şartların temelinde bu ilke yatar. 1. **İş Hukukunda Zayıf Taraf (TBK m. 420):** İş ilişkisinde işçi, işverene ekonomik ve sosyal olarak bağımlı konumdadır. İşveren, bu gücünü kötüye kullanarak, işçiyi işten çıkarma tehdidiyle veya acil para ihtiyacından faydalanarak, hak ettiğinden çok daha az bir miktar karşılığında veya hiç ödeme yapmadan ibraname imzalamaya zorlayabilir. TBK m. 420'deki; ibranamenin fesihten en az bir ay sonra düzenlenmesi, miktarın açıkça belirtilmesi ve ödemenin banka kanalıyla yapılması gibi katı şartlar, işçinin baskı altında olmadığı, neyi imzaladığını bildiği ve ödemenin gerçekten yapıldığının ispatlanabildiği bir ortam yaratarak, işverenin bu gücünü kötüye kullanmasını engellemeyi ve zayıf konumdaki işçiyi korumayı amaçlar. 2. **Trafik Kazalarında Zayıf Taraf (KTK m. 111):** Trafik kazası geçiren mağdur (yaralı veya ölenin yakını), olayın yarattığı şok, acı, maddi sıkıntılar ve hukuki bilgisizlik içinde olabilir. Karşı tarafın sigorta şirketi veya güçlü bir işletme olması durumunda, bu kurumlar mağdurun bu zor durumundan faydalanarak, gerçek zararın çok altında bir meblağ ile 'sulh' veya 'ibra' sözleşmesi imzalatmaya çalışabilir. KTK m. 111'in, 'yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan' bu tür anlaşmalara 'yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde' iptal hakkı tanıması, mağdura, olayın şokunu atlattıktan ve gerçek zararını öğrendikten sonra bu haksız durumu düzeltme imkanı vererek, onu sigorta şirketleri gibi güçlü aktörler karşısında korumayı hedefler. Sonuç olarak, her iki özel düzenleme de, sözleşme serbestisi ilkesinin, taraflar arasındaki güç dengesizliği nedeniyle adil olmayan sonuçlar doğurmasını engellemek ve zayıf tarafın iradesini koruma altına almak amacıyla getirilmiş emredici nitelikteki sosyal koruma hükümleridir.