Bir işçi, iş kazası sonucu uğradığı zararlar için işverenle 'ihtiyari arabuluculuk' yoluna giderek anlaştığı tutarı almıştır. Ancak daha sonra, bu tutarın gerçek zararından çok daha az olduğunu iddia ederek, arabuluculuk anlaşma belgesinin 'aşırı yararlanma (gabin)' nedeniyle iptali için dava açmıştır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2024/8516 K. sayılı kararında, bu durumda mahkemenin yapması gereken inceleme nasıl tarif edilmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #57863

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 2023/2864 E., 2024/8516 K. sayılı kararında, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin maddi hukuk açısından bir 'sulh sözleşmesi' olduğu ve bu nedenle gabin (aşırı yararlanma - TBK m. 28) dahil olmak üzere Borçlar Kanunu'nun irade bozukluklarına ilişkin genel hükümlerine tabi olduğu kabul edilmektedir. Bu çerçevede, mahkemenin yapması gereken inceleme detaylı bir şekilde tarif edilmiştir: 1. **Arabuluculuk Anlaşmasının Değerlendirilmesi:** Mahkeme, arabuluculuk tutanağının ilam niteliğinde belge olmasından hareketle davayı doğrudan reddetmemelidir. Tutanak, gabin iddiası karşısında iptal edilebilir bir hukuki işlemdir. Mahkeme, bu iddiayı ciddiye alarak esasa ilişkin bir inceleme yapmalıdır. 2. **Gerçek Zararın Tespiti:** Mahkemenin, gabinin objektif unsuru olan 'edimler arasında açık orantısızlık' bulunup bulunmadığını tespit etmesi gerekir. Bunun için, iş kazasına dayalı tazminat davalarındaki standart prosedürü uygulamalıdır: * İş kazası tahkikat dosyasını ilgili sosyal güvenlik kurumundan getirtmelidir. * Tarafların kusur oranlarının tespiti için uzman bir bilirkişi heyetinden 'kusur raporu' almalıdır. * İşçinin uğradığı gerçek maddi zararın (destekten yoksun kalma tazminatı) hesaplanması için uzman bir 'aktüer bilirkişiden' hesap raporu almalıdır. 3. **Karşılama (Denkleştirme) Oranının Belirlenmesi:** Mahkeme, bilirkişi tarafından hesaplanan gerçek zarar miktarı ile arabuluculuk anlaşmasında kararlaştırılan ve ödenen miktar arasında bir karşılaştırma yapmalıdır. Yargıtay, bu karşılaştırmayı 'karşılama oranı' veya 'denkleştirme oranı' olarak adlandırmaktadır. Eğer ödenen miktar, gerçek zarara göre 'aşırı oransız' ise, gabinin objektif şartı gerçekleşmiş kabul edilir. 4. **Manevi Tazminatın Değerlendirilmesi:** Manevi tazminat açısından ise, anlaşılan miktarın ödenmesi halinde 'manevi tazminatın bölünmezliği' ilkesi gözetilmelidir. Ancak, anlaşılan bu miktarın, olayın özellikleri (ağır kusur, ciddi yaralanma vb.) dikkate alındığında hakkaniyete aykırı derecede düşük olup olmadığı da değerlendirilmelidir. Sonuç olarak Yargıtay, mahkemenin arabuluculuk anlaşmasını mutlak bir engel olarak görmeyip, tam bir tazminat davası gibi delilleri toplayarak gerçek zararı tespit etmesini ve ancak bu tespitten sonra anlaşmadaki edimler arasında 'aşırı yararlanma' teşkil edecek bir oransızlık olup olmadığına karar vermesini istemektedir.