HMK m. 209/2, resmi senetlerdeki sahteliğin 'ancak mahkeme kararıyla sabit' olması halinde senedin işleme esas alınamayacağını düzenlerken, Konya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2014/11 K. sayılı kararı, kambiyo senedi hakkında açılan ceza davası devam ederken HMK m. 209/1 uyarınca icra takibinin durdurulmasına karar vermiştir. Kambiyo senetleri resmi belge hükmünde olmasına rağmen (TCK m. 210), mahkemenin HMK m. 209/1'e (adi senetlere ilişkin kural) dayanması bir çelişki değil midir? Bu kararın hukuki mantığını açıklayınız.
Evet, ilk bakışta TCK m. 210 uyarınca resmi belge hükmünde sayılan bir kambiyo senedi için, adi senetlere ilişkin HMK m. 209/1'e dayanılarak takibin durdurulması kararı verilmesi bir çelişki gibi görünmektedir. Ancak, Konya 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2013/1332 E., 2014/11 K. sayılı kararının hukuki mantığı, ceza muhakemesi ile icra takibi arasındaki ilişkiye ve Yargıtay'ın o dönemdeki içtihatlarına dayanmaktadır. Kararın verildiği dönemdeki Yargıtay uygulamasında (kararda atıf yapılan Yargıtay 12. HD 2012/30400 E. sayılı ilamı gibi), kambiyo senedindeki sahtelik iddiasının 'imza inkarı' dışında bir nedene (örneğin senedin tamamen sahte olarak üretilmesi, tahrifat yapılması gibi) dayanması halinde, İİK'da özel bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle, sorunun çözümü için HMK'nın genel hükümlerine (HMK m. 209) başvurulması gerektiği kabul ediliyordu. Mahkeme de bu içtihada dayanmıştır. Mahkemenin mantığı şu şekilde özetlenebilir: 1. **Ceza Davasının Varlığı:** Takibe konu bono hakkında Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'nitelikli dolandırıcılık' ve 'resmi belgede sahtecilik' suçlarından bir kamu davası açılmıştır. Bu, sahtelik iddiasının ciddi olduğuna dair güçlü bir karinedir. 2. **Yargıtay İçtihadına Uyum:** Mahkeme, kararında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 12. Hukuk Dairesi'nin, sahtecilik iddiası ve bu konuda açılmış bir ceza davası varken, bu dava sonuçlanıncaya kadar senedin bir işleme dayanak yapılamayacağına dair kararlarına (Hukuk Genel Kurulu’nun 22.01.2003 gün ve 2003/12-3 E. sayılı kararı gibi) atıf yapmıştır. Bu kararlarda, ceza mahkemesince 'bilirkişi incelemesi yapılmasına' karar verilmesi gibi durumlar, HMK m. 209 (eski HUMK m. 317) kapsamında takibin durmasını gerektiren bir durum olarak görülüyordu. 3. **İmza İnkarı Dışında Bir Sahtelik İddiası:** Olaydaki iddia, basit bir imza inkarı değil, senedin bir dolandırıcılık eylemi kapsamında sahte olarak düzenlendiği iddiasıdır. Mahkeme, bu tür bir iddianın İİK'da özel olarak düzenlenen imza itirazından (İİK m. 170) farklı olduğunu ve bu nedenle genel hüküm olan HMK m. 209'un uygulanması gerektiğini düşünmüştür. Ancak belirtmek gerekir ki, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi daha sonra bu içtihadını değiştirmiş (2016/31754 E. sayılı kararda açıklandığı gibi) ve imza inkarı dışındaki sahtelik iddialarının da 'borca itiraz' niteliğinde olup İİK m. 169/a kapsamında incelenmesi gerektiğini, bu nedenle HMK m. 209'un icra takiplerinde hiçbir şekilde uygulanamayacağını benimsemiştir. Dolayısıyla, Konya İcra Hukuk Mahkemesi'nin kararı, verildiği tarihteki Yargıtay içtihadına uygun olmakla birlikte, güncel içtihat açısından isabetli değildir.