AYM'nin Hicret Aksoy kararında (§§ 56-57), 5271 sayılı CMK'nın 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat sonrası ödenen tazminatın, koruma tedbirinin 'hukuka aykırılığını' tespit etmediği, bu nedenle tek başına 'mağdur statüsünü' sona erdirmeyeceği belirtilmektedir. Bu yorumun, Anayasa'nın 19/9. fıkrası ile CMK'nın tazminat hükümleri arasındaki ilişki açısından önemi nedir?
AYM'nin bu yorumu, Anayasa'nın 19/9. fıkrasında güvence altına alınan 'etkili bir tazminat hakkı' ile CMK m. 141'de düzenlenen tazminat mekanizması arasındaki ilişkiyi netleştirmesi açısından büyük önem taşımaktadır. 1. **İki Farklı Tazminat Sebebi Ayrımı:** AYM, bu kararıyla CMK m. 141 kapsamında iki farklı tazminat nedenini birbirinden ayırmaktadır: * **CMK m. 141/1-e:** Bu bent, 'kanuna uygun olarak yakalanan veya tutuklanan' ancak sonrasında beraat eden kişilere tazminat hakkı tanır. Burada tazminatın nedeni, tedbirin en başta hukuka aykırı olması değil, yargılamanın sonunda kişinin masumiyetinin anlaşılmasıdır. Bu, bir tür 'haksız' ama 'hukuka uygun' tedbir için öngörülen, kanundan doğan bir 'objektif sorumluluk' tazminatıdır. * **CMK m. 141/1-a:** Bu bent ise, 'kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan' yani en başından 'hukuka aykırı' olan tedbirler için tazminat hakkı tanır. Bu, Anayasa'nın 19. maddesinin ilk sekiz fıkrasının ihlalinden doğan bir tazminattır. 2. **Mağdur Statüsünün Sona Ermemesi:** AYM'ye göre, bir başvurucu tutuklamanın en başından 'hukuka aykırı' olduğunu (Anayasa m. 19/3 ihlali) iddia ediyorsa, derece mahkemesinin sadece beraat ettiği için CMK m. 141/1-e'ye göre bir tazminat ödemesi, başvurucunun Anayasal şikayetini karşılamaz. Çünkü mahkeme, tedbirin 'hukuka aykırılığını' hiç tartışmamış, sadece 'haksızlığını' kabul etmiştir. Bu durumda, Anayasal hakkın ihlal edildiği iddiası giderilmemiş olur ve başvurucunun AYM nezdindeki 'mağdur statüsü' devam eder. 3. **Anayasa m. 19/9'un Anlamı:** Bu yorum, Anayasa'nın 19/9. fıkrasının sadece herhangi bir tazminat ödenmesini değil, 'hukuka aykırılığın' sonuçlarını giderecek 'etkili' ve 'yeterli' bir tazminat ödenmesini güvence altına aldığını göstermektedir. Bir tedbirin hukuka aykırı olması, basitçe haksız olmasından daha ağır bir durumdur ve bu ağırlığın tazminat miktarında da kendini göstermesi gerekir. Derece mahkemesi bu ayrımı yapmadan, sadece beraate dayalı standart bir tazminat ödediğinde, Anayasal ihlali tam olarak gidermiş sayılmaz. Bu nedenle AYM, kendisi hukuka aykırılığı tespit edip tazminatın yetersizliğine karar verebilmektedir.