TCK m. 225'in gerekçesinde 'cinsel ilişki, cinsel arzuların tatmini amacına yönelik her türlü davranışı ifade etmektedir' denilmektedir. Bu tanım, suçun unsuru olan 'alenen cinsel ilişkide bulunmak' fiilinin kapsamını nasıl genişletmektedir? Bu tanıma göre, umuma açık bir yerde gerçekleştirilen yoğun öpüşme veya cinsel organların birleşmesi dışındaki cinsel eylemler bu suçu oluşturur mu?
TCK m. 225'in gerekçesindeki bu tanım, 'cinsel ilişki' kavramını, biyolojik anlamdaki 'cinsel birleşme'den (penetrasyon) çok daha geniş bir şekilde ele almaktadır. Bu yorum, suçun kapsamını önemli ölçüde genişletir ve toplumsal edep ve ahlak duygularını cinsel birleşme dışındaki eylemlere karşı da korumayı amaçlar. Bu tanıma göre, 'alenen cinsel ilişkide bulunmak' fiilinin oluşması için cinsel organların birleşmesi şart değildir. Önemli olan, eylemin 'cinsel arzuların tatmini amacına yönelik' olması ve aleni bir şekilde gerçekleştirilmesidir. Bu çerçevede, umuma açık bir yerde gerçekleştirilen ve cinsel bir nitelik taşıyan şu tür eylemler de TCK m. 225 kapsamında 'cinsel ilişki' olarak değerlendirilebilir ve suçu oluşturabilir: - **Yoğun Cinsel Davranışlar:** Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2012/9596 E., 2013/5590 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, 'herkes tarafından görülmeye elverişli yol ayırımında, sanığın diğer sanık ile cinsel arzularını tatmin amacına yönelik yoğun cinsel davranışları gerçekleştirmesi' bu suçu oluşturur. Bu 'yoğun cinsel davranışlar' kavramı, cinsel birleşme dışındaki eylemleri de kapsar. - **Oral veya Anal İlişki:** Bu tür eylemlerin alenen gerçekleştirilmesi de şüphesiz bu suç kapsamındadır. - **Yoğun Öpüşme ve Dokunma:** Basit bir sevgi gösterisi niteliğini aşan, açıkça cinsel bir tatmin amacına yönelik, toplumun ortak edep duygularını rahatsız edici nitelikteki yoğun öpüşme ve vücudun mahrem bölgelerine dokunma eylemleri de, somut olayın özelliklerine göre (işleniş biçimi, süresi, yeri vb.) bu suçun kapsamında değerlendirilebilir. Ancak, her türlü sevgi gösterisi veya öpüşme bu suçu oluşturmaz. Suçun oluşması için eylemin, objektif olarak bakan bir gözlemci tarafından 'cinsel arzuların tatminine yönelik' ve 'hayasızca' olarak nitelendirilebilecek bir yoğunlukta ve nitelikte olması gerekir. Sınır, eylemin toplumun ortak edep ve ahlak anlayışına açık bir saldırı teşkil edip etmediği noktasında çizilir.