Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2022/12697 K. sayılı kararında, davalı işverenin imzasını taşımayan bir 'ibra sözleşmesi'nden bahsedilmektedir. İbra sözleşmesi, TBK m. 132 uyarınca alacaklı ile borçlu arasında yapılan iki taraflı bir sözleşme olduğuna göre, sadece işçinin (alacaklının) imzasını taşıyan bir belgenin hukuki niteliği ne olur? Bu belge, ibraname olarak kabul edilebilir mi?
Hukuken, sadece işçinin (alacaklının) imzasını taşıyan ve 'tüm alacaklarımı aldım, işvereni ibra ediyorum' gibi ifadeler içeren bir belge, teknik anlamda bir 'ibra sözleşmesi' değildir. TBK m. 132'de düzenlenen ibra, alacaklı ile borçlu arasında borcu sona erdirmeye yönelik karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarının uyuştuğu iki taraflı bir 'sözleşme'dir. Bir sözleşmenin varlığı için her iki tarafın da imzasının veya irade beyanının bulunması esastır. Sadece işçinin imzasını taşıyan bir belge, hukuki nitelik olarak bir 'ibra sözleşmesi' değil, alacaklının alacağından feragat ettiğine veya borçluyu ibra ettiğine dair tek taraflı bir 'taahhüt' veya 'beyan' olarak (borcu yenileme veya bağışlama sözleşmesi teklifi gibi) yorumlanabilir. Ancak iş hukuku uygulamasında, işçiyi koruma ilkesi gereği, bu tür tek taraflı belgeler dahi, eğer TBK m. 420'deki katı şartları taşımıyorsa, geçersiz kabul edilir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2022/9580 E., 2022/12697 K. sayılı kararında da, 'ibra sözleşmesinin davalı işveren yetkilisinin imzasının bulunmaması nedeniyle geçersiz olduğu düşünülse dahi' denilerek, belgenin bu yönden zaten sakat olduğuna işaret edilmiştir. Mahkeme, bu belgenin şekli geçersizliğine rağmen, işçinin talebinin özünün 'işçilik alacakları' olduğunu belirterek, işin esasına girmiş ve alacakların hesaplanması gerektiğine karar vermiştir. Sonuç olarak, sadece alacaklının imzasını taşıyan bir belge, iki taraflı bir sözleşme niteliğinde olmadığı için geçerli bir 'ibra sözleşmesi' olarak kabul edilemez. Bu belgeye, olsa olsa, alacaklının alacağından vazgeçtiğine dair bir irade beyanı olarak bakılabilir; ancak iş hukukunda bu tür beyanlar da TBK m. 420'nin koruyucu şemsiyesi altındadır ve o maddedeki şartları (1 ay bekleme, miktar belirtme, bankadan ödeme vb.) sağlamıyorsa kesin hükümsüzdür.